Saç Sağlığı
- Azalan saçları şekillendirmek için bazı ipuçları İnce ya da azalan saçları, ya da transplantasyonla ekilmiş saçları daha dolgun göstermek için birkaç kolay yol vardır: * Hacmi arttıran ve dokuyu geliştiren dol-gunlaştmcı şampuanlar kullanın. * Saçınızı şampuanlamadan önce kremleyin. Böylece, krem saçınızı düzleştirmeden ve sindirmeden onun bütün avantajlarından faydalanabilirsiniz. * Saçlarınızı her gün şampuanla yıkayın. Saçınızı sadece bir kere şampuanlamanız yeterlidir. Saçınızı kurutabileceği için ikinci kere şampuanlamaya gerek yoktur. * Saç kurutma makinesini…
- Reçeteli ilaçların neden olduğu saç kaybı Rutin olarak verilen bazı reçeteli ilaçlar, geçici saç kaybına neden olabilir, erkek tipi kelliği şiddet-lendirebilir ya da başlamasına neden olabilir veya kalıcı saç kaybına yol açabilir. Aşağıdaki listelenen ilaçlar, kanser tedavisindeki radyasyon ve kemo-terapi için kullanılan ilaçlan kapsamamaktadır. Doktorunuz bu ilaçlardan birini reçetenize yazarsa, ona bu ilacı saç kaybına neden olmayan başka bir ilaçla değiştirip değiştiremeyeceğini sorun. Aynca, reçeteli bir ilaç yerine, etkili…
- Kadınlara bir not Kadınlar, erkek tipi kelliğin tedavisinde erkeklerle aynı tedavi ve önleme yöntemlerini kullanamazlar. Çocuk doğurma yaşını geçmedikçe ya da hamile kalmanız söz konusu oldukça, erkek tipi kelliğin tedavisinde erkeklerin kullandığı ilaçlan kullanmayı düşünmeniz bile mümkün değildir. Bazı durumlarda doktorunuz Propecia’yı ya da erkeklerin kullandığı diğer tedavileri reçetenize yazabilir; ama ancak hamile kalmayacak ya da hamileliğinizi doğumla sonuçlandırmayacaksanız. Propeçia’nm aktif maddesi finasteride, erkek fetüslerde doğum sakatlıklanna…
- Saç kaybı hakkındaki mitler ve gerçekler MİT: Erkek tipi kellik ailenin anne tarafından gelir. GERÇEK: Erkek tipi kellik geni, annenin de babanın da gen havuzundan gelebilir; bu yüzden kellik ailenin her iki tarafından da miras alınabilir. MİT: Günde ortalama yüz saçın dökülmesinde endişelenecek bir durum yoktur, çünkü bu normaldir. GERÇEK: Erkek tipi kelliğiniz yoksa bu doğrudur; çünkü dökülen saçların yerine, kısa süre sonra derinin altındaki saç foliküllerinden çıkan yeni saçlar gelecektir….
- Saç nasıl uzar Saçın temelleri Saçınız ölüdür. Her zaman ölüydü. Her zaman ölü olacak. Bunda sorun yok, çünkü öyle olması gerekiyor. Saç folikülleri – en azından kelleşen insanlarda DHT tarafından küçültülüp öldürülmeden önce -canlı olmakla birlikte, saçın kendisi foliküllerden çıkan ölü hücrelerden oluşur. Saç folikülleri, derinin hemen altında bulunan canlı, bölünen hücrelerden oluşan ufak ceplerdir. Saç folikülleri onlara ulaşan kan damarları ve foli-küllerin içindeki yağ bezleri tarafından…





- Alfa-redüktazı engellemenin yeni yolları Merck’in 5 mg.lık finasteride içeren ilacı Proscar, 5-alfa-redüktaz enzimini engelleyerek DHT üretimini yüzde 70 azaltmaktadır. Merck’in 1 mg.lık finasteride içeren ilacı Propecia ise DHT üretimini yüzde 60 azaltmaktadır. Merck’teki bilim adamları, testosteronu saç foliküllerini öldüren DHT’ye dönüştüren 5-alfa-redüktazı engellemenin yeni yollarını aramaktadırlar. Finasteride’den daha çabuk etki eden ve DHT üretimini güvenli bir şekilde yüzde 98′e kadar azaltan ilaçlar araştırma ve geliştirme aşamasındadır. Cyoctol Rogaine’i…
- Gelişim aşamasındaki saç kaybı tedavileri Kelliğin önlenmesinde ve tedavisinde bir çığır açan Propecia henüz üretim sürecinde eczanelere doğru yol alırken bile, Merck’teki ve diğer ilaç firmalarındaki, biyoteknik firmalarındaki, üniversitelerdeki ve laboratuarlaraaki bilim adamlan, geleceğin ilaç ve tedavilerinin araştırma, çalışma ve deneyleri üzerinde çalışmaktaydılar. Bu yeni gelişmelerden bazıları, saç foliküllerinden saç çıkması için yapılan gen tedavisi, mevcut saçm klonlanması ve kadınlar için özel olarak geliştirilen ilaçlardır. Bu bölümde, ufukta görünen…
- Kapatıcı ürünler Kapatıcı ürünler oldukça doğal görünürler. Birçok erkek bu ürünleri başarıyla kullanmaktadır. Gerçekten de, bu ürünleri sürekli kullanan birçok erkek görür, ama fark etmezsiniz bile. Televizyonda ve filmlerde gördüğünüz erkeklerden bahsetmiyorum; meslektaşlarınızdan, arkadaşlarınızdan, komşularınızdan bahsediyorum. Bu ürünlerin ne kadar işe yaradığı, hangilerini kullandığınıza, saç kaybınızın seviyesine ve ürünleri nasıl uyguladığınıza bağlıdır. Kullanımları kolay ve fiyatları ucuzdur. Size, elbiselerinize ya da bir başka kişiye bulaşmazlar. Piyasadaki…
- Takma saç alırken Dokuma ya da yapıştırılacak bir takma saç istiyorsanız Erkekler için Saç Kulübü, biraz pahalı olmakla birlikte harika seçenekler sunmaktadır. Fakat bu bölümde dokumalarla ilgili olarak anlatılan sağlık sorunlarını unutmayın. Bir klips ya da yapışkan ile tutturulacak klasik bir takma saç anyorsanız, yaşadığınız yerde önce şehirdeki en iyi saç salonunu sorun. Orası size, ürünlerini gördükleri ve beğendikleri bir takma saç stüdyosunu önereceklerdir. Bu stüdyoda, takma…
- Saç entegrasyonu Paris merkezli ve Beverly Hills ve New York’ta şubeleri olan bir firma, yüksek kaliteli insan saçını, kendi saçınıza “entegre” edecek (en az!) 20.000 dolarlık bir yöntem sunmaktadır. Bu yöntemde, satın alınmış saç kendi saçınıza ufak, som altın silindirlerden oluşan bir ağ ile tutturulur. Dokuma yöntemine benzeyen bu yöntem doğal bir görünüm yaratmakla birlikte, bütün dokumalar gibi çok büyük dezavantajları vardır (dokumalarla ilgili bölüme…





- Kafa derisine ekilen yapay lifler Saç transplantasyonunun kaba bir şeklidir; ama kafanıza kendi donör saçınız yerine, sentetik fiberler implante edilir. Bu transplantlarda insan yapımı bir polimer olan NIDO kullanılır. Bu naylonlar, küçük gruplar halinde kafa derinize doğrudan ekilir. Bu yöntem ABD’de kullanılmamakla birlikte, Japonya ve başka ülkelerde yaygın olarak uygulanmaktadır. ABD’li birçok doktor, başka bir ülkede yapılan bu implantların felaket sonuçlarını yaşayan erkekleri tedavi etmişlerdir.Lifler, parlak, yapay görünüşlü ve…
- Saç transplantasyonunun temel kuralları Saç transplantasyonu yöntemini ve foliküler transplantasyon metodunu derinlemesine incelemeden önce, bu konuyla ilgili bazı temel kurallara göz atalım: * Saç transplantları sadece, kendi donör bölgelerinizden alınacak kendi saçınızın aktarılmasıyla ya da aynı yumurta ikizleri arasındaki aktarımla yapılabilir. Aksi halde vücudunuz aktarılan saçı, dokuyu ya da folikülü reddeder. * îleri derecede erkek tipi kelliğe sahip olanların başlarının arkasındaki ve yanlarındaki saçlar biraz azalmakla beraber dengeli…
- Takma saçın yapısı Takma saçın alt yapısında, kapatacağınız kel bölgenin şekline uyacak biçimdede kesilmiş ve şekil verilmiş bir ağ taban veya kafanıza göre şekillendirilmiş bir silikon taban ya da bunların her ikisi birden bulunur. Hem ağ hem de silikon tabanlar çeşitli yapıştırıcılarla ya da klipslerle başınıza tutturulabilirler. Böylelikle takma saçı istediğiniz sıklıkta çıkarabilirsiniz. Silikon taban, ağ tabana göre daha doğal görünür. Ağ şeklindeki taban kullanıldığında, saçlar tek tek…
- Ekilen saçın uzaması Alıcı bölgelere yerleştirilen saçlar çok kısa kesilir. Transplantasyondan hemen sonra alıcı bölgeye yeni ekilen saçların ve hastanın orijinal saçlarının (eğer varsa) dökülmesi, yani “şok dökülme” görülmesi gayet yaygındır. Bu geçici bir durumdur ve ekilen saçlarınızla birlikte orijinal saçınız da normal uzama döneminde tekrar yerlerine gelirler. Bernstein ve Rassman tıbbi bir yayın olan “Dermatologic Surgery”de bu konuda şunları yazmışlardır: “Normal foliküler uzama dönemi oldukça…
- Cerrahı çözümlere bir bakış Saç transplantasyonu yaptırmayı düşünen kişilerin çoğu, bu tıp uzmanlığının faaliyet alanından ve gizli tehlikelerinden haberdar değildir. Bazı hastalar bu prosedürün arkasında yatan bilimsel temeli anlayabilir, ama çok azı bütün kozmetik prosedürlerde gerekli olan en üst düzeydeki estetik ve artistik yeteneğin önemini kavramıştır. Maalesef, bu prosedürleri uygulayan doktorların çoğu da hastaları kadar eksik bilgiye sahiptirler. Göz alıcı pazarlama ve yoğun baskı uygulayan satış teknikleri…





- Temel yağ asitleri Araştırmalar ve klinik deneyler, keten tohumu yağı, ay çiçek yağı, siyah kuşüzümü yağı (GLA: gama linolenik asit açısından zengindir), çuha çiçeği yağı ve soya yağında bulunanlar da dahil olmak üzere temel yağ asitlerinin, prostata zarar veren ve erkek tipi kelliğin oluşmasına katkıda bulunan süreçlere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur. Temel yağ asitleri, linoleik, linolenik ve araşi-donik (araşidonik asitlerin vücut ve saç dökülmesi üzerindeki…
- Çinko Çalışma ve klinik deneyler çinko mineralinin 5-alfa redüktaz enziminin hareketini engellediğini, ayrıca testosteron ve DHT’nin, hücrelerinizin reseptörlerine bağlanmalarını önlediğini göstermektedir. Böylece çinko, folikülleri DHT’den korurken bu hormonların atıhmını da arttırır. Prostat tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır ve 5-alfa redüktaz üzerindeki etkilerinden dolayı erkek tipi kelliğin önlenmesinde ve tedavisinde de faydalıdır. Çinkonun kullanımı * Çinkoyu hangi miktarda ve ne kadar süre boyunca kullanacağınıza doktorunuzla birlikte…
- Pygeum (Pygeum africanum) Bir Africa bitkisinin kabuğundan türetilen Pygeum da testosteronu DHT’ye dönüştüren enzim olan 5-alfa-redüktazı engeller. Avrupa’da prostat problemlerinin ve erkek tipi kelliğin önlenmesinde ve tedavisinde yaygın olarak kullanılır. Araştırmalar, pygeumun da erkeklerde cinsel fonksiyonu arttırdığını göstermektedir. Pygeumun kullanımı * Hap ya da kapsül formunda, günde 60-500 mg. arasında bir doz alın. * Etikette pygeumun beta sterol sayımının yüzde 13 olduğu yazmalıdır. Eğer sayım yüzde 13′ten azsa…
- Yeşil çay (Camellia sinensis) Yeşil çay, testosteronu DHT’ye dönüştüren bir enzim olan Tip I 5-alfa-redüktazı (bu tip daha çok deride bulunurken, Tip II deri ve prostatta bulunur) engelleyen catechin’ler adı verilen bir grup bileşimi içerir. Yeşil çay, finasteride’ye benzer bir kimyasal reaksiyonla vücudun DHT üretmesini önler. Farklı olarak, finasteride bunu Tip II 5-alfa-redüktazı engelleyerek yapar. Vücudun normal miktarda DHT üretmesini engelleme özelliğinden dolayı yeşil çay, yayımlanmış araştırma ve…
- Dikenli palmiye – saw palmetto (serenosa repens) Dikenli palmiye çalısının meyvelerinin özü; prostatı korur, saç kaybını yavaşlatır ve DHT’nin saç folikülleri tarafından alımını azaltarak saçın tekrar çıkmasını sağlar. Finasteride ya da finasteride gibi davranan bitkilerden farklı olarak dikenli palmiye, testosteronu DHT’ye dönüştüren enzim olan 5-alfa-re-düktazı etkisiz hale getirmez. Bunun yerine, saç foliküllerini öldüren DHT’nin, prostat ve saç foli-küllerindeki reseptör bölgelere bağlanmasını önler. “Dikenli palmiye, önce Amerikan yerlileri ve sonra da Avrupalı…




- Bitkisel tedavilerin gücü Bilimsel çalışmalar ve klinik deneyler; bazı bitki, bitkisel ürün ve besinlerin, erkek tipi kellik geni taşıyan kişilerde saç foliküllerini önce küçülten, sonra da öldüren bir testosteron türevi olan DHT’yi engellediğini göstermiştir. Gerçekten, bazı bitkiler DHT’nin etkilerini sentetik tıbbi ilaçlar kadar etkili bir şekilde – hatta bazı erkeklerde daha iyi bir şekilde- engellemektedir. Hastalıkları önleme ve tedavi etmede, bitkisel ve besinsel müdahalelerin etkinliğini kanıtlayan en…
- Neyi, nasıl yemeliyim? (Saç sağlığı) Ortalama Amerikan beslenme şeklinden uzak durmak, saç dökülmesine karşı en iyi savunma şekillerinden biridir. Hindi, tavuk, balık, kırmızı et (sadece ara sıra) ve soya ürünleri gibi protein kaynakları; meyve, sebze ve fasulye çeşitlerinden alman kompleks karbonhidratlar; zeytin yağı ve aşağıda listelenen bazı kuru yemişlerden çıkarılan tekli doymamış yağlar arasında kurulan bir denge, saç kaybına karşı etkili bir beslenme şeklini size sağlayacaktır. Uygun…
- Düşük yağ ve dengeli şeker içeren diyetle saç kaybının önlenmesi Daha önce de belirttiğimiz gibi yiyecekleri, hormonlarınızı düzenlemek ve saç kaybınızı kontrol etmek için gerçek anlamda birer ilaç olarak kullanabilirsiniz. Yiyecekler hormonlara çok kısa sürede, genellikle sadece birkaç hafta içinde etki ederler. Bilim adamlan, yüksek oranda hayvansal yağ içeren diyetlerin, kan dolaşımına daha fazla testosteron salgılanmasına neden olduğunu bulmuşlardır. Araştırmalara göre, düşük oranda yağ içeren yiyecekler ya da vejetaryen yemekleri yiyen kişilerde testosteron…
- Şeker ve saç kaybı arasındaki ilişki Hormonlar, diyet ve saç kaybından bahsederken, vücudun şeker seviyesini düzenlemekte önemli bir rolü olan pankreastan da bahsetmemiz gerekir. Bu ilişkiyi anlamak için, pankreasın nasıl çalıştığını bilmek gerekir. Eğer siz ya da çevrenizden biri diyabet hastası ise bu konuda bilginiz olması olasıdır. Pankreas, sabit kan şekeri seviyelerini muhafaza eden ensülin ve glucagon’u üretir. Ensülin, vücut hücrelerinin glikozu (şeker) yakıt olarak kullanmasına yardım eder; böylece…
- Saç kaybında diyetin hormonal etkileri İlaçlar yiyecekleriniz, yiyecekleriniz ilaçlarınızdır. Yiyecekler, saç dökülmesi de dahil olmak üzere bütün rahatsızlıkların tedavisi için uygulanan ilaç ya da bitkisel terapinin etkinliğinde çok derin bir rol oynar. Yiyeceklerin tıbbi, iyileştirici ve sistemde değişiklik yapma özelliklerini kullanarak, erkek tipi kellikte başlıca suçlu olan DHT de dahil olmak üzere, hormon seviyelerinizi kontrol edebilir ve böylece saç dökülmesini kontrol altına alabüirsiniz. Ben bunu yapmayı başardım: Saç kaybını…
- Havuzlardaki klor saçlara zararlı Uzmanlar, güneşin yaydığı ultraviyole ışınları ile deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klorun, saçın en büyük düşmanı olduğunu belirtiyorlar. İnternet’ten derlenen bilgilere göre uzmanlar, bayanların saç rengini açmak için kullandıkları kimyasal madde olan ‘oryal’in, tüm kadınlar tarafından endişe duyularak kullanıldığını, oysa havuz suyundaki klorun bundan çok daha tehlikeli olduğu vurgulandı. Havuz suyunda bulunan klorun mayoların bile rengini soldurduğuna, saçlarda da renk değişimine, kuruluğa, kırılmalara…





Güzelliğiniz İçin Bilmeniz Gerekenler
- Vitamin için doğru adres: zeytinyağı Zeytinyağı içeriğinde birçok vitamini de barındırıyor. Bu vitaminler sağlık kadar güzellik için de önemli. E Vitamini: Zeytinyağı bol E vitamini içeriyor. Bu vitaminin ise pek çok yararı var: Hücre zarını stabilize ederek, erken yaşlanmaya engel oluyor. Serbest radikalleri nötralize ederek, hücrelerimize zarar vermelerini engelliyor. Aynı şekilde, alyuvarlarımızın yıkımını önlüyor. Beyin, karaciğer, ve kan damarları da E vitamini koruması altında. Kötü huylu (LDL) kolesterolün…
- Ne giyeceğim diye düşünmeyin Çok etkili bir görünüm için doğru yerde, doğru kıyafet seçimi çok önemlidir… İşte size ipuçları: Özel bir gün için elbise bulmak her zaman zordur. Ya hiçbir şey beğenmezsiniz ya da beğendiniz size olmaz. Fakat üzülmeyin bazı özellikleri göz önünde bulundurursanız kıyafet bulmanız çok da zor değil. Eğer büyük kötü görünüşlü bir şapka takarsanız üstünüzdeki ne kadar gösterişli olursa olsun bir anda basitleşirsiniz. Ayakkabı…
- Cildiniz canlılık kazansın Cildinizin canlılık kazanmasını istiyorsanız elinizin altındakilerle bir çok yönlü uygulamalar yapabilirsiniz bunlardan birkaç örnek aşağıdaki gibidir: Elma Sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, cildi canlandırır ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikrobesin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli ciltlerin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır. Çökelek / Ekşimik: İltihaplı cilde karşı eski zamanlardan beri kullanılan…
- Kendinizi çekici hissetmenin yolları Şimdiye kadar birlikte olduğunuz ya da beğendiğiniz erkekler size güzel olduğunuzu, çekici olduğunuzu ya da seksi olduğunuzu söyledi. Fakat aralarından bir babayiğit de çıkıp size ne kadar seksisin deme cesaretini gösteremedi. Neden? Suç sizde mi? Her kadın seksidir yeter ki bunu hissetmeyi başarabilsin… Kendinizi şımartın Kendinize bugünün sizin gününüz olacağını söyleyin. Önce kendinize şöyle güzel bir buhar banyosu hazırlayın. Sonra parfümlü kremlerle vücudunuzu şımartın….
- Güzellik önerileri Saç maskesi İki yemek kaşığı balı bir limondan elde ettiğiniz suyla karıştırarak saç maskenizi hazırlayabilirsiniz. Maskeyi kuru saçınıza sürüp 10 dakika beklettikten sonra saçınızı iyice durulayın. Maskenin ardından saçlarınız dolgun ve parlak görünüm kazanacak. Ne zaman kullanmalı: Bu karışımın haftada bir kez veya iki kez kullanılması uygun. Saçlarınız uzunsa Saçlarınızı yenileyin, değişik at kuyrukları yapabilir ya da farklı saç kesimleri de deneyebilirsiniz. Şekillendirici ürünlerin katkısını da gözardı…





- Bitkilerin cilde etkileri Ihlamur: Cilt dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler. Kuru ve duyarlı ciltler için uygundur. Isırgan otu: Cildin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı kullanılabilir. Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle, sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın ciltler için önerilir. Mayıs Papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi, iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileriyle, özellikle problemli ve duyarlı ciltler için çok önemlidir….
- Giyim hileleriyle ince görünün Kalçanız büyük, göğüsleriniz çok küçük, bacaklarınız kalın olmuş ne gam… Yeter ki siz doğru giyinmeyi bilin. Kadınlar daha güzel, zarif ve çekici görünmek için çeşitli giyim hilelerine başvurabiliyor. Tekstil piyasanın sağladığı olanaklar, doğru giyinmeyle birleşince ortaya afeti devranlar çıkıyor. Bilinçli giyinirseniz, kusurlarınızı yüzde 70 oranında yok edebilirsiniz.. Bunu nasıl yapacağınızı bilmiyor musunuz? İşte tüyolar… Göğüs ve bacaklar için Küçük göğüs için silikonlu sutyen kullanın. Eğer göğsünüz…
- Güzellik bilgileri Güzel görünmenizi engelleyen hatalar Kadınların en büyük güzellik sırrıdır makyaj. Cildinizdeki kusurları kapatır, kendinizi iyi hissettirir. Fakat bazen öyle hatalar yapılır ki makyaj sizi güzelleştirmekten çok çirkinleştirir. Bir güzellik adımı daha atmadan makyaj yaparken yapılan hataları gözden geçirin. Dudak kaleminin koyu renk olması Koyu renk bir dudak kalemi ancak koyu renk bir rujla işe yarar. Başka türlü dudağınızın üstüne bir halka çizilmiş gibi durur. Bu…
- Süt banyosu Kleopatra’nın güzelliği ve yıllarca sönmeyen gençliği, tarih kitaplarının sayfalarını süslediği gibi defalarca filmlere de konu oldu. Kendisi güzelliğini ve gençliğini korumak için sık sık essek sütü banyoları yaparmış. Bu banyoların cildini pürüsüzleştirdiğini ve sonsuz gençlik enerjisi verdiğine inanırmış. Genç kalmak için uygulanan reçetelerin sonu hiçbir zaman gelmedi. Spor yapmak ve masaj yaptırmak uzun zaman gençleşme kürlerinde yerini almış. Daha sonraları gençliğini korumak…
- Kendinize bakarak uzun ömürlü olabilirsiniz Yaşamımızda yeterince egzersiz varsa sağlıklı besleniyorsak, stresle başa çıkmasını biliyorsak, yeterli tıbbı hizmet alıyorsak, neden sağlıklı ve mutlu yaşlanmayalım ki? Doğduğumuz günden bugüne kadar geçen zamanla kronolojik yaş da takvim yaşı diyoruz. Bir de, geçmişte ve günümüzde çeşitli ülkelerde insanların ortalama ne kadar yaşlandığını gösteren ortalama yaş vardır. Her ülkede genç öleni, ortalama yaşayanı, çok uzun yaşam süreni var; önemli olan, sınırları belli…





- Genç kalmak için Yaşlanmak, yaşamın normal gidişatıdır; kimse durduramaz ama yavaşlatılabiUr. Yaşlanırken genç kalmasını bilmek, bu uğurda çaba sarf etmek genç kalma sanatının ta kendisidir. Eski Yunan mitolojisinde karanlık tanrıçası Aurora, Tanrıların babası Zeus’tan kocasını ölümsüz yapmasını diler. Zeus, tanrıçanın bu isteğini yerine getirir. Ama tanrıça Aurora çok önemli bir şeyi dilemeyi unutmuştur. O da kocasının ebediyen geç kalmasını istemektir. Kocası ölümsüzleşır ama bir müddet…
- Biyolojik yaşın kriterleri 15-20 yıl sonra bir araya gelen sınıf arkadaşlarının aynı kronolojik yaşa sahip oldukları halde farklı yaşlardaymış gibi göründükleri bilinen bir gerçektir. 50 yaşındaki biri 35 veya 60 yaşında görünebilir. Yaşlanma geri dönüşsüz bir olaydır. Zihinsel ve bedensel fonksiyonların normale göre gittikçe artan bir hızla güç kaybetmesidir. Ancak bu gidişat her insanda aynı hızda değildir. İşte bu yaşlanma hızı kişinin biyolojik yaşını belirler….
- Sindirim – cildiniz sindirimin aynasıdır Düzenli sindirim, iyi hissetmenizi, hastalıklardan korunmanızı ve genç görünmenizi sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Sağlıklı beslenseniz bile, düzenli bir sindiriminiz olmadığı sürece besinler ve mineraller vücudunuz tarafından gerektiği gibi emilemez. Eski bir deyişle, “sadece yediklerinizden” değil, aynı zamanda neyi sindirdiğinizden ve emdiğinizden ibaretsinizdir. Beslenme, sindirim, emilim, ve bakteriyel dengeniz, gastrointestinal sisteminizin bütün vücudunuzun ve elbette ki cildinizin sağlığı için büyük önem taşımaktadır….
- Detoks Çoğu insan için detoks sözcüğü alkol ve uyuşturucuyu çağrıştırmaktadır, ancak detoksifikasyon doğal bir süreçtir. Aslında, içsel detoksifikasyon vücudunuzun en temel otomatik işlevlerinden biridir. Kalbiniz durmadan çarparken ve ciğerleriniz sürekli nefes alıp verirken, metabolik süreçler toksinlere maruz kalıp durmaktadır. Siz toksinlerinizi karaciğer, böbrekler, kolon, akciğerler, lenf ve cilt yoluyla atarsınız. Örneğin, bir fincan kahve içtiğinizde, karaciğeriniz kafeini daha zararsız bir maddeye dönüştürür ve…
- Güzellik avcısı ; kafein Kafein de vücudu susuz ve böylelikle cildinizi nemsiz bırakır. Diğer bir sorun, kafeinin adrenalin bezlerinizi harekete geçirip stres hormonları salgılamalarına sebep olmasıdır. Kahve alışkanlığından vazgeçmenin ne kadar zor olduğunu ben de çok iyi biliyorum; o nedenle eğer kafeinden tamamen vazgeçemiyorsanız, günde bir fincana düşürün ve onu içtikten sonra üzerine de büyük bir bardak su için. İki günde bir, kahve yerine antioksidan yeşil çay,…





- Güzellik avcısı ; alkol Makul miktarda şarap üretmenin sağlığa zararlı olduğu konusunda bir araştırma yapılmadığı için hepiniz muttu olmalısınız. Aslında, her gün bir kadeh şarap içmenin, üzümde bulunan fenolik maddesi sayesinde kardiyovasküler rahatsızlıklara karşı koruduğu bilinmektedir. Şarapta bulunan flavonoidler aynı zamanda toksinlerden ve serbest radikallerden arınmayı sağlamaktadır. Yüzlerce yiyecek üzerinde yaptıkları testlerden sonra, Illinois Üniversitsi’ndeki bilim adamları “resveratrol’ün (kırmızı şarapta, kırmızı ve beyaz üzümde; bunlar dışında…
- Güzellik avcısı ; stres Günümüz dünyasında stresten uzak yaşamak neredeyse mümkün değil. Stres hayatımızın her yerinde var: işte, ilişkilerimizde, sıkışık trafikte araba kullanırken, gürültü kirliliğinde, bilgi bombardımanında ve müthiş bir hızla ilerleyen teknolojik değişimlerde. Sabah kalktığımız andan itibaren, okurken, yürürken, mesaj yazarken, yemek yerken, araba kullanırken, telefonda konuşurken, e-mail atarken hep stresle iç içeyiz. Bu stresli durumlara alışığız aslında. Ne kadar şikayet etsek de, çalışmaya programlanmış gibiyiz….
- Güzellik avcısı ; aşırı güneş Güneş, cildimizi seksi bir görünüm kazandıran bir cazibeye sahiptir. Kendimizi iyi hissetmemiz ve uyku düzenimiz açısından da güneşin önemi büyüktür. Bunların hepsinin bilimsel bir sebebi var. Güneş ışığı, pom-C adı verilen bir geni harekete geçirir ve bu gen de melanin oluşumuna, cinsel isteği ve mutluluk hormonu denen endorfini artırmaya ve yağ yakmaya yarar. Ciltte melanin üretimi antioksidan sistemini güçlendirir. Deri hücrelerimizdeki nükleer yapıların…
- Güzellik avcısı ; sigara Sağlık problemleri nedenleriyle bile sigara bırakmayı başaramıyorsanız, belki bundan sonra bir daha düşünürsünüz. Sigaranın cildinizde uzun vadede yaratacağı etkiler hemen ortaya çıkmaz, ancak şu anda bırakırsanız, yüzünüzdeki ince çizgilerden, çatlamış kılcal damarlardan, incelen deriden yavaş yavaş kurtulmaya başlarsınız. Sigara içenlerin “sigara çizgileri” adı verilen kendine has kırışıklıkları vardır. Büzülmüş dudaklar, ağız kenarlarındaki kırışıklıklar… İngiliz doktor Douglas Model bu ayırt edici özellikleri sigaranın etkilerine…
- Doymuş yağlar Kırmızı et, dondurma ve tam yağlı süt ürünlerinde bulunan doymuş yağlar, serbest radikallerin oluşmasını hızlandırır. Bir dermatologa göre, doymuş yağlar ciltte iltihaplara neden olur. Doymuş yağları azaltmanın diğer bir sebebi, gençlik hormonlarınızın seviyesini yükseltmeye olanak tanımamasıdır. Amerika Anti-Age-ing Kuruluşu’nun başkanı Dr. Vicent Giampapa tarafından açıklandığı üzere, “günlük kalori miktarımızın %10′undan daha fazla doymuş yağ almazsak gençlik hormonlarımızın üretimini artırmamız mümkündür.” Diğer bir…





- Aşın çoklu doymamış yağlar Aşırı çoklu doymamış yağlar yaşlanmayı hızlandırır. California Irvine Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada cildin yaşlanma süreçleri incelendi. Araştırma sonucunda, kişinin tükettiği yüksek orandaki çoklu doymamış yağlarla, yüzündeki kırışıklıklar arasında ciddi bir bağ olduğu saptandı. Neden? Çoklu doymamış bitkisel yağlar stabil değildir. Bu, pişirildiğinde ya da açıkta bırakıldığında, ışığa ya da sıcaklığa maruz kaldığında yağın zarar gördüğü anlamına gelmektedir. Yağ oksitlenmeye başlar ve yüksek oranda…
- Güzellik avcısı yağlar Daha önce de gördüğümüz gibi, cildinizin nemli mi yoksa kuru mu olacağına, yediğiniz yağlar karar veriyor. Kötü cilt yağlarının sonuçları: yağlı bir cilt, iri gözenekler, akne, sivilce, kuru ve pul pul dökülen, nemsiz ve erken yaşlanan cilt. Tekrar hatırlamak gerekirse, “kötü” cilt yağları: • Hidrojene ve yarı hidrojene yağları içeren trans yağlar • Kızartma yağları • Bol miktarda tüketilen çoklu doymamış yağlar • Doymuş yağlar • Pamuk yağı •…
- Aspartamı kesin Şekerden iki yüz kat daha tatlı ve sakarinin sonradan oluşturduğu acımsı tattan uzak olan aspartam, diyet saplantılı bir toplumda başı çeken bir tatlandırıcıdır. Ama aslında başı çekmesi hiçbir şey ifade etmemektedir. Nutra-Sweet ve Equal diye bilinen markalar, fenilalanin, aspartik asit ve metil alkol ya da metanol karışımından ibarettir. Aspartame sıcakta parçalandığında ya da uzun süre saklandığında, metanol oluşurki bu da, yaşlanmamaya çalışırken…
- Cildin “Asla”ları Cildiniz gençliğini doğum gününüzde bir anda kaybetmez. Bu kayıp aşama aşama yaşanır. İlk gençlik yıllarınızın sonlarında ve yirmilerinizde belki bütün gece oturabilir, içki ve sigara içebilir ve ertesi gün hiç de yaşlı görünmeden uyanabilirsiniz! Cildiniz hâlâ canlı ve tazedir. Ancak otuzlarınıza geldiğinizde, hızlı geçen bir gecenin ardından cildiniz aynı tepkiyi vermemeye başlayacaktır. Yaşlandıkça, hücre yenilenmesi yavaşlar ve büyüme hormonları azalmaya başlar. Ter ve…
- Egzersiz – mükemmel anti-ageing yardımcısı Düzenli bir egzersiz programı, gençlik çeşmesinin diğer önemli unsurlarından biridir. Düzenli ve orta dereceli egzersiz, cildinizin genç kalmasında büyük rol oynar. Dolaşım sisteminizi hızlandırır ve böylelikle besin yüklü kan, vücudunuzda çok daha fazla yere ulaşmış olur. Hücre beslenmesini de artırır, özellikle de cildinizin dermal katmanlarını. Anti-ageing hormonlarınızın üretimini artırır. Ancak dikkatli olun. Aşın egzersiz de yaşlanmayı hızlandırır. Haftada 12,500 kilojoule’den daha fazlasını yakarsanız,…




- İyi uyanmak Hızlandırılmış hayatlar yaşadığımız toplumumuzda en iyi uyanma şeklinin fincanımızdaki kahve olduğuna inanmak üzere programlanmışızdır. Ama kahvede sağlıklı ya da yaşlanmayı geciktirici hiçbir şey yoktur hele de sabah saatlerinde boş mideye içildiği düşünülürse! Aslında, tek yaptığı bizi bir anda uyarmak ve stres döngüsünün içine atmaktır. Sadece 400gr. kahve adrenalin seviyenizin iki katından daha fazla kafein içermektedir. Adrenalin salgılandığında kortizol seviyeleriniz de yükselir. Günde…
- Güzellik uykusu Genç kalmanın belki de en önemli unsurlarından biri ciddi bir şekilde uyumaktır. Uyku tazeler ve yeniler. Cildin hücre yenileme hızı uyuduğumuzda en yüksek noktadadır. Güzel bir cilt istiyorsanız uykuyu bir kenara atamazsınız. Kronik uykusuzluk en çok cildinizden alıp götürür. Avustralyalılar genellikle uykusuzluktan ve yeteri kadar uyuyamadıklarından şikayetçidirler. Uykuya daldığınızda vücudunuz onarım moduna girer: toksinler atılır, bağışıklık sistemi hücreleri harekete geçer ve hormonlar…
- Derin nefes alma Hava, vücudunuz için en çok yaşamsal önem taşıyan besindir. Yiyecek olmadan haftalarca hayatta kalabilirsiniz, susuz da günlerce, ama havasız, sadece birkaç dakika. Çoğu insan kesik nefes alır. Aslında çoğumuz akciğer kapasitemizin sadece %20’sini kullanıyoruz. Kesik ve hızlı nefesler çağımızın stresinin bir göstergesidir. Kesik nefes aldığınızda ciğerlerinizde duran hava tam olarak dışarı atıla-maz ve nefes aldığınızda ciğerleri-niziz o kalan üçte birlik kısmına hava dolduramazsınız….
- Yoga Eğer kararlıysanız ve yaşlanma saatini geri çevirecekseniz, yogayı deneyin. Yoga, genel sağlığınızı cildinizin sağlığını bozan stres hormonlarının seviyesini düşürmeye yarar. Yararları sonsuzdur. Nefes alma teknikleriyle (pranayama) ve fiziksel duruşlarla (asanas) yoga, dolaşımı hızlandırarak, cildin yenilenmesini sağlayan besin ve oksijen akışını düzenler. Sinir sisteminizi rahatlatmasının hem fiziksel hem de zihinsel artıları vardır. Yüzdeki kırışıklıkları yumuşatır, kan dolaşımını ve lenf akışını düzenler, sindirimi kolaylaştırır,…
- Meditasyon Düzenli olarak meditasyon yapan kişiler, yapmayanlara göre biyolojik olarak daha gençtirler ve öyle de görünürler. Araştırmalar, uzun süredir meditasyon yapan kişilerin biyolojik yaşlarının kronolojik yaşlarına göre on iki yaş daha genç olduğunu göstermiştir! Diğer çalışmalar, yaşla ilgili bazı hormonal değişimlerin düzenli meditasyonla yavaşlatabileceği hatta geriye çevrilebileceğini ortaya koymuştur. Bu, emrinizde olan en etkili anti-ageing silahlarınızdan biridir. İyi hissettirmesine ve daha birçok faydasına rağmen,…





- Rahatlama – cildin stresini atma Yapılan sayısız çalışma gösteriyor ki, yoga ya da meditasyon gibi derin rahatlama yöntemlerini uygulayan kişiler, biyolojik olarak bunları yapmayanlara göre daha gençler! Bunun sebebi, derin rahatlamanın sinir sistemini rahatlatması ve buna bağlı olarak cildi yaşlandıran hormonların üretimine etki etmesidir. Meditasyon ya da yoga yapmaya vakit bulamayacağınızı düşünebilirsiniz, ama sonuçlarını düşününce buna ne yapıp edip zaman yaratacağınızdan eminim -en azından 30 Günlük Mükemmel…
- Yaşlanma saatini yavaşlatmanın üç anahtarı Çoğu kozmetik firmasının sizin inanmanızı isteyeceğinin aksine, yaşlanma saatinizin içeriden çalışır. Kremler ya da serumlar kulağınıza ne kadar büyüleyici gelirse gelsin, saati asla geri çeviremezler. Bu bölümde, önleme programının üç aşamasını inceleyeceğiz: yani, doğal anti-ageing sürecinizde önemli rol oynayacak olan üç “koruyucu”. Mükemmel Cilt diyetini sonuna kadar uygulasanız, güneşe ve sigara dumanına fazla maruz kalmasanız da, aşağıdaki koruyucular olmadıkça istediğiniz sonuca ulaşamazsınız….
- Güzelleştirici vitaminler Vitaminlere az miktarlarda ihtiyaç duyulmasına rağmen, bunlar yeni hücrelerin yapılmasında, cildinizin taze ve genç görünmesinde büyük önem taşımaktadırlar. Bunların çoğu vücudunuz tarafından kendi başına üretilemez; yiyecekler yoluyla ya da besin desteği olarak alınmalıdırlar. A, C ve E vitamini gibi vitaminler antioksidandırlar. Güzelliği Artırıcı B Vitaminleri Tanım: B vitaminleri B1 (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (niasin), B5 (pantotenat), B6 (pridoksin), B12 (kobalamin), folat (B9J, PABA, inosi-tol,…
- Güzellik veren mineral – bakır Bakır Cildin güzelliğine faydaları: Bugüne kadar pek çok nemlendiricide bakıra rastlamışsınızdır. Bakır, kolajen ile elastin üretimine ve aynı zamanda nem tutucu moleküller olan glikosaminoglikanların (GAG’lar) üretimine yardımcıdır. Süperoksit dismutas’ın (SOD) sentezine yardımcı olur ve oksijen radikallerinin vücuttan atılmasını sağlar. Bakır çok sayıda besinde bulunmaktadır. Aşırı miktarda çinko hapı kullanılmıyorsa, bakır eksikliği çok nadir görülen bir rahatsızlıktır. Güzellik dozajı: Badem, fasuleyeler, mantar, istiridye, pekan cevizi,…
- Güzellik veren mineral – silis Silis – güzellik minerali Cildin güzelliğine faydalan: Silis sağlık ve güzellik için vazgeçilmez bir mineraldir. Kolajen ve elastin liflerini güçlendirerek dokuların elastikiyetini sağlar. Kolajen oluşumuna yardım eder, cildi sıkılaştınr, kemikleri güçlendirir ve kırışıklıkları önler. Silis güçlü ve parlak saçlarınız olmasını sağlar. En yüksek silis konsantrasyonu bağdokularda, kıkırdakta ve cildinizde bulunur. Önerilen günlük güzellik dozajı: 20-30 mg. Eksiklik belirtileri: Erken kırışıklıklar, cildin sıkılığını kaybetmesi, sarkan cilt…





- Güzellik veren mineral – selenyum Selenyum – süper antioksidan mineral Cildin güzelliğine faydaları: Selenyum, vücudunuzun glutatyon pe-roksidas (güçlü bir antioksidan enzim) üretimini artırır. Diğer antioksi-danlar gibi, selenyum da çapraz bağlanmaya neden olabilecek çoklu doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu yavaşlatabilmesi sayesinde doku elastikiyetini korumaya yardımcı olur. Ayrıca cildinizin pürüzsüzlüğünü sağlayan prostaglandin hormonlarının sentezine de yardımcı olur. İltihabı kurutur ve toksinlerin atımına yardım eder. Dokularınıza elastikiyet kazandırırki bu da erken yaşlanmaya…
- Güzellik veren mineral – kükürt Kükürt – cildi pürüzsüleştirici ve güzelleştirici mineral Cildin güzelliğine faydaları: Bu güzellik minerali -her hücrede bulunur- doku üretiminde ve hücrelerinizin sağlıklı kalmalarında büyük önem taşımaktadır. Sodyum-potasyum dengesini düzenler, hücrelerinize besin ve oksijen taşır, atıkları etkisiz hale getirir. Aynı zamanda saçlarınıza parlaklık ve ışıltı verir, tırnaklarınızı güçlendirir. Epidermi-sinizdeki, tırnaklarınızdaki ve saçlarınızdaki keratin kükürt bakımından zengindir. En iyi kükürt kaynağı metil-sülfonil-metan’dır (MSM). Etkili bir serbest radikal…
- Güzellik veren mineral – çinko Çinko – güzellik minerali Cildin güzelliğine faydalan: Çinko, deri hücrelerinin yenilenmesine, iltihabın kurutulmasına, yaraların iyileşmesine yardımcı olur ve kolajen üretimi için vazgeçilmezdir. Sıkı bir cilt sağlamasının yanında güçlü tırnaklar ve ışıldayan saçlar için de önemlidir. Cildiniz, vücudunuzun çinko rezervinin %25′ine sahiptir. Yeterli miktarda çinko ve B6 olmadan, yüzünüzdeki ince çizgiler hemen belirginleşmeye başlar ve her geçen gün kırışıklıklarınız çoğalır. Çinko, hücre büyümesine yardım…
- Proantosiyanidin – güçlü flavonoid ailesinin bir parçası Tanım: Oligomerik proantosiyanidinler (ya da OPC’ler) olarak da bilinen proantosiyanidinler, flavonoidler denen geniş ailenin bir parçasıdırlar ve bunlar üzüm çekirdeği ekstresi ve çam kabuğu ekstresinde bulunmaktadır. OPC’ler güçlü antioksidanlardır. Aslında, araştırmalar bunların antioksidan etkinliklerinin E vitamininden elli, C vitamininden de yirmi kat fazla olduğunu göstermiştir. Dahası, bunlar ciltteki E ve C vitaminlerini serbest radikallerin aşırı baskılarına karşı da korurlar. Üzüm çekirdeği ekstresinde…
- Temel yağ asitten – güzelleştirici yağlar Tanım: Bu yağlar, vücudunuzun üretemediği, o nedenle dışarıdan almanız gereken yağlardır. EFA’lar iki kategoriye ayrılır: Omega-3 ve Omega-6. Cildin güzelliğine faydalan: Eğer yüzünüzdeki ince çizgilerin kaybolmasını ve nemli, yumuşak bir cildinizin olmasını istiyorsanız, o zaman ihtiyacınız olan şey temel yağ asitleridir. EFA’ların cildi iyileştirmedeki yararlı etkileri inanılmazdır. Hormonlar ve kan akışını düzenlemede etkili olmalarının yanında anti-inflamatuar özellikleri de vardır. Cildinizin altındaki tabakanın yağlanmasına…





- Asetil L-Karinitn/L-Karnitin Tanım: Asetil L-Karnitin (ALC) L-Karnitin’e bağlı olarak doğal yolla meydana gelen bir amino asittir. Bu hapı Alzheimer ve Parkinson hastalarının tedavisinde kullanıldıklarından duymuş olabilirsiniz. Yaşla beraber güçsüzleşen (özellikle de hafıza) beyindeki reseptörleri korur. Ayrıca vücuttaki enerji seviyelerini yükselterek yağ asitlerinin geçişini artırır. Cildin güzelliğine faydaları: Asetil L-Karnitin’in de cilt için çok büyük faydalan vardır. Glikasyona engel olur, melatonin üretimini artırır, kortizol reseptörlerini yeniler…
- Alfa-lipoik asit – evrensel ve güçlü antioksidan Tanım: Alfa-lipoik asit bulunan en güçlü anti-ageing antioksidanlardan ve anti-inflamatuarlardan biridir. Vücuttaki pek çok önemli madde gibi lipoik asit seviyeleri de yaşla beraber düşmeye başlar. Bu asidin hem suda hem de yağda çözülebilme özelliği onun hücrelerinizin her bir parçası tarafından kullanılmasını sağlar. Bunun dışında, oksidatif stresin çoğu çeşidiyle savaşmakta da çok etkilidir. Hidroksil radikal diye bilinen ve vücudunuza en çok zarar veren…
- Koenzim Q10 (CoQ10) – güçlü serbest radikal düşmanı Tanım: Teknik olarak ubiquinone olarak da bilinen koenzim Q10 (CoQ10) hücrelerde bulunan güçlü bir antioksidandır. Vücudu serbest radikallerin vereceği hasarlardan korur ve metabolizmanın reaksiyonlarına yardım ed’er. Enerji üretiminde ve aynı zamanda hücre zarlarında antioksidan olarak önemli rol oynar. Bu zarlar hücrelerin kapıları ve duvarlarıdırlar. Besinler buralardan girerler ve atıklar da yine aynı şekilde atılırlar. CoQ10 hücrelerinizin motorunun -mitokondri- hızını artırır ve hücrelerinizi hem…
- Betakaroten – güzelleştirici ve gölgeleyici Tanım: Adı “havuç” sözcüğünün Latince’sinden gelen betakaroten, karotenlerya da karotenoidler denen bir fitonutrient ailesine aittir. Doğada, çoğunlukla turuncu ve sarı meyvelerde, sebzelerde ve koyu yeşil sebzelerde bulunan 600′den fazla karotenoid vardır. Betakaroten, ayrı tutulması ve en fazla incelenmesi gereken karotenoiddir. Betakaroten vücuda alındıktan sonra, vücut tarafından istenirse A vitaminine (retinol) dönüştürülür. Kendi başına oldukça güçlü bir antioksidandır. Cildin güzelliğine faydaları: Betakaroten vücudunuzun yeni…
- A vitamini – kırışıklık savaşçısı Tanım: A vitamini yağda çözülen bir vitamindir ve antioksidandır. Vücudunuz A vitaminini depo edebilir, o nedenle aşırı almamak konusunda dikkatli olmalısınız. Yüksek dozlarda alınırsa zehirleyebilir. Cildin güzelliğine faydaları: Bir numaralı kırışık savaşçısı olan A vitamini deri hücrelerinin normal büyümesi, gelişmesi ve yenilenmesi için büyük önem taşımaktadır; aynı zamanda deri dokularınızı sağlıklı tutan güçlü bir antioksidandır. A vitamini derinin altındaki yağ tabakayı besleyerek cildin…




- E Vitamini – gençlik ve güzellik koruyucu Tanım: E vitamini hücreleri oksidatif hasardan koruyan ve yağda çözülebilen güçlü bir antioksidandır. Teknik olarak E vitamini tokoferol olarak bilinir, ama aslında sekiz farklı şekilde bulunmaktadır. Dört farklı tokoferol ve tokotrienol vardır. Tokoferoller E vitaminine daha yakındır, ancak tokotrienoller başka yan katkıları da vardır. Her birinin kendi biyolojik etkinliği vardır. Tokoferoller Yunan alfabesinin ilk dört harfine göre ayrılmışlardır…
- Bioflavanoidler – C vitaminin baş yardımcısı Tanım: Bioflavanoidler, meyveye sebzelere renklerini veren doğal maddelerdir. Bunun yanı sıra aynı zamanda güçlü antioksidanlardır. Genellikle besinlerde C vitamini ile beraber bulunurlar ve C vitamininin antioksidan kapasitesini artırırlar. Bu vitaminin emilimi için de önem taşımaktadırlar. Bioflavonoidlerin içinde parlak renkli maddeler olan sitrin, rutin, anthocyanidin, quercetin, proantosiyanidin, tangeritin, hesperidin, flovonlarve flavonaller vardır. Cildin güzelliğine faydalan: Bioflavonoidler C vitaminiyle beraber kolajen dokuyu koruduğundan, cildin sıkı ve…
- Antioksidanlar – mükemmel yaşlılık savaşçıları C vitamini kırışıklıklarla savaşan antioksidan Tanım: Suda çözülebilir ve doğal bir antioksidandır. İnsanlar dünya üzerinde kendi C vitaminini üretemeyen bir avuç türden bir tanesidir; o nedenle her gün kaynaklarımızı yenilemeliyiz. C vitamini suda çözülebildiğinden, aldığımız vitaminlerin hepsi hemen kullanılamaz ve hızla idrara karışır. Aslında, yiyecek olarak alsanız da hap olarak yut-sanız da, C vitaminin vücudunuzdaki biyokimyasal etkinliği 6 saat kadar sürmektedir. 0 nedenle…
- Cilt için faydalı olan yiyecekler Burada A’dan Z’ye cildiniz için faydalı olan yiyecekleri bulacaksınız. Tüm bunlar güzellik diyetinde yardımcı rol oynayan besinlerdir: • elma • keçi peyniri • armut • kereviz • biber (her tür) • kivi • Brüksel lahanası • kuşkonmaz • deniztarağı • lahana • derişiz tavuk (köy tavuğu) • macadamia fındığı yağı • doğal yoğurt • mango • elma • mantar • esmer pirinç «marul • fasulyeler (siyah, kırmızı, lima) • mercimek • hindi göğsü • pancar • Hindistan cevizi yağı • paw paw • kabak • salatalık • karnabahar • şamama •…
- En iyi güzellik yiyeceği – Spirulina Spirulina – cilt tedavisi Spirulina mükemmel bir anti-ageing yiyeceği olan mavi-yeşil alglerdendir: konsantre bir besin değeri vardı, kolayca sindirilir, antioksidan yüklüdür ve protein, B vitaminleri (B12 de dahil), betakaroten, gerekli yağ asitleri ve kolorofil kaynağıdır. Aslında spirulina, sinerjik olarak çalışan ve vücutta antioksidan koruması sağlayan on farklı karoteni içinde barındıran en zengin betakaroten kaynağıdır. Spirulina aynı zamanda kan şekeri seviyesinin sabitlenmesini sağlayarak cilt problemlerine…





- En iyi güzellik yiyeceği – Yulaf ezmesi Yulaf ezmesi – toksinleri atar Hazır yulaf ezmesi almaktansa, ağır pişmiş yulafı tercih edin. Böylelikle alacağınız lif vücutta dönüşüm geçirerek toksinleri atmaya yardımcı olacak ve cildinizin sağlıklı olmasını sağlayacaktır. Yulaf, yeni hücre oluşumuna yardımcı olan B vitamini içermektedir. Aynı zamanda mükemmel bir kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, silis, E vitamini, B vitamini ve protein kaynağıdır. Yulaftan iki farklı tür lif alırsınız -çözülebilir ve çözülmeyen lifler. Çözülmeyen…
- En iyi güzellik yiyeceği – Soya/tofu Soya/tofu – Cilt koruyucu Orijinal halinde de (edamame) olsa, tofu yapılmış da olsa soya fasulyesi tam bir cilt koruyucudur. Fitonutrient’lerle doludur; aslında sadece soyada yaklaşık üç yüz farklı fitonutrient bulunmaktadır! Başlıca-ları isoflavon denen gruptur ve içinde genistein ile diadzin bulunmaktadır. Bu isoflavonlar güçlü antioksidanlardır ve koruyucu fito-östrojenik özellikleri vardır. Soyada ayrıca yeni hücre büyümesini ve cildin nemini kazanmasını sağlayan bol miktarda E vitamini vardır….
- En iyi güzellik yiyeceği – Avokado Avokado – güzelliğinize güzellik katın Bu küçük yeşil meyvede glutatyon denen bir madde bulunmaktadır ve bu madde en güçlü antioksidanlardan, toksin arındırıcılardan biridir. Glutatyon bakımından zengin olan avokado, vücudunuzu tehlikeli oksitlenmiş yağlardan arındırır ve hücre hasarına neden olabilecek serbest radikalleri etkisiz hale getirir. Avokado aynı zamanda fitonut-rient bakımından da zengindir -bunlardan biri kolesterolün kan tarafından emilimine engel olan beta-sitosteroldür. Çoğu insan yağlı olduğu…
- En iyi güzellik yiyeceği – Yemişler Yemişler – cildinizi içeriden nemlendirir Tekli doymamış yağların ilk kaynağı olan yemişler cildinizi içeriden nemlendirirler. Cildiniz için en faydalı yemişler badem, ceviz ve soya yemişi. (Ayçiçeği ve kabak çekirdeği de aynı şekilde faydalıdır.) Badem, cildiniz için yararlı olan yağları, proteini, E vitaminini, kalsiyumu ve çinkoyu içinde barındırır -kısacası cildinizin epidermisini sağlıklı kılacak her şey. Cevizler sıkı bir cilt için gerekli olan Omega-3 yağ…
- En iyi güzellik yiyeceği – Somon Somon – yüz dostu yağ asitleri Balıklar (özellikle de denizden tutulanlar) cilt dostu, iltihaplı sivilceleri kurutmaya ve cildi nemlendirmeye yarayan 0mega-3 yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deniz somonundaki gerekli yağ asitleri kolajenlere hasar veren serbest radikallerle savaşır ve yüzdeki ince çizgilerin yok olmasını sağlar. 0mega-3′ler vücudumuzun hormonların insan büyüme hormonu (HGH) üretmesine yardımcı olan hormon benzeri eicosainoidleri üretmesini sağlar. HGH, yeni hücre oluşumunu…





- En iyi güzellik yiyeceği – Ketentohumu yağı Ketentohumu Yağı – şaşırtıcı yağ asitleriyle dolu Ketentohumu yağı ve ketentohumu cildi yumuşatmaya yarayan Omega-3 kaynağıdırlar. Aynı zamanda, cildi sağlıkla besleyen karoten ve E vitamini bakımından da zengindirler. Hücre zarlarınız, temelde temel yağlardan oluşur ve yediğiniz yağların kalitesi doğrudan cildinizin yüzeyine yansır. Ketentohumu yağı cildinizi sıkı ve yumuşak yapar. Ketentohumunun içinde yüksek oranda lif vardır ve buna ek olarak lignan adı verilen koruyucu…
- En iyi güzellik yiyeceği – Zeytinyağı Zeytinyağı – Yunan kırışıklık kürü Sıkı ve pürüzsüz bir cilt için aldığınız zeytinyağı miktarını artırın. Tekli doymamış yağlar ve fitonutrient antioksidan polifenoller bakımından zengin olan zeytinyağı, günlük anti-ageing cephaneliğinizin en önemli parçasıdır. 2001 yılında Journal of the American College of Nutrition’de yayınlanan bir araştırma, diyetlerin kırışıklıklar üzerindeki etkilerini incelemiştir. Araştırmacılar diyetleri ve güneşe maruz kalan bölgelerde yaşayan insanların ciltlerini kıyaslamışlar ve yüksek miktarda…
- En iyi güzellik yiyeceği – Bitkiler Bitkiler – antioksidan yardımcılar Biberiye, adaçayı ve kekik gibi taze bitkileri yemeklerinize lezzet ve renk vermeleri için kullanabilirsiniz. Güzellik açısından faydalarına gelince, hepsi birer antioksidan kaynağıdır. Güzellik servis önerileri: Taze bitkileri doğrayıp salatalara, balıklara ve sebzelere ekleyin. Üzerlerine zeytinyağı gezdirin. Güçlü bir antioksidan olan zencefili de lezzet katması için ekleyebilirsiniz. Çiğin gücü: anti-ageing enzimler Mükemmel cilt için çiğden şaşmayın. Çiğ yiyecekler sağlık ve cilt için çok…
- En iyi güzellik yiyeceği – Domates Domates – cilt gölgelendirici Güneşte olgunlaşan bu sebze cildinize mükemmel bir UV koruması sağlar. Domatesin içinde serbest radikallerle savaşmada çok etkili olan fitonutrient likopen vardır (likopen domatesin ve karpuzun kırmızı, greyfurdun da pembe olmasını sağlayan pigmenttir). Son çalışmalar gösteriyor ki, likopen betakarotene göre iki kat daha etkili bir antioksidandır. Domates aynı zamanda bir C vitamini deposudur. Fitonutrient antioksidanlann çoğu (özellikle de betakaroten, likopen…
- En iyi güzellik yiyeceği – Maydanoz Maydanoz – cilt için önemli Maydanozda çok sayıda vitamin vardır. Her bir dalı betakaroten, B1, klorofil, kalsiyum ve narenciyelerden çok daha fazla C vitamini içerir. Pek çok besinin yanında, maydanozda B vitamini folik asit bulunmaktadır ve buna olan ihtiyaç hamile ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda normalin iki katına çıktığından onlar için ideal bir besin kaynağıdır. Maydanoz cildinizin sıkı tutulmasını sağlar ve alyuvar…





- En iyi güzellik yiyeceği – Sarımsak Sarımsak – ışıltı verici Sarımsağı günlük alışkanlıklarınızın içine katın; çünkü içinde hem mükemmel cilt için gerekli olan kükürt hem de serbest radikallerle savaşan fitonutrient’ler vardır. Sarımsak bağışıklık sisteminizi güçlendirir; güçlü bir antibiyotiktir ve toksin arındırıcıdır. Taze sarımsak doğrandığında, rendelendiğinde, dövüldüğünde ya da çiğnendiğinde vücuda girdiğinde çok yararlı olacak olan enzimleri ortaya çıkar. Bu da, her biri ayrı, güçlü özelliklere sahip 200 kadar fitonutrient’in…
- En iyi güzellik yiyeceği – Koyu yeşil yapraklı sebzeler Koyu Yeşil Yapraktı Sebzeler – en iyi antioksidantar Kıvırcık lahana (ıspanaktan sonra) sebzeler içinde en yüksek fitonutrient’e sahip olanlardan biridir. Bu yoğun renkli yapraklı yeşil sebzeler lutein ve zeaxanthin gibi fitonutrient’ler bakımından çok zengindir. Roka, pancarın yeşil yaprakları, pazı, karalahana, hardal filizi, göbek marul, şalgam filizi ve su teresi gibi bitkiler de koyu yeşil renkli sebzelere girmektedir. Her birinin içinde çinko bulunmaktadır. İsviçre’de…
- En iyi güzellik yiyeceği – Havuç Havuç – olağanüstü cilt koruyucusu Ne kadar istiyorsanız yiyin -havuç, vücudunuzda cildi pürüzsüzleştirici A vitaminine dönüşen betakaroten deposudur. Betakaroten kayısı ve tatlı patates gibi diğer turuncu renkli meyve sebzelerde de bulunmaktadır. Tucson’daki Arizona Sağlık Araştırmaları merkezi’nde halk sağlığı profesörü olarak görev yapan Dr. Ronald R. VVatson’a göre “Betakaroten cilde nüfuz ettiğinde 24 saatlik güneş koruması sağlıyor.” Havuç aynı zamanda cilde verilen UV hasarını…
- En iyi güzellik yiyeceği – Brokoli Brokoli – cildin elastikiyetini korur Bu hassas yiyecek diğer bütün yiyeceklerden çok daha fazla anti-oksidan A ve C vitamini içermekte, aynı zamanda cilt kanseriyle savaşan maddeler içermektedir. C vitamini cildin elastikiyetini korur ve çürükleri önler. A vitamini akne tedavisinde yardımcıdır. Brokoli aynı zamanda diğer bir güçlü fitonutrient grubu olan isothiocyanate’ler içermektedir. Bu madde detoksifikasyon enzimlerinizi artırır. Pişmiş bir büyük sap brokoli günlük C vitamini…
- En iyi güzellik yiyeceği – Kuru ve taze erik Kuru erik, sağlık açısından çok sayıda faydasının yanında aynı zamanda yüksek bir lif kaynağıdır. Boston’daki Tufts University’de yapılan son araştırmalar, kuru eriğin yaşlanma sürecini geciktirdiğini göstermiştir. Araştırma, sık yenen sebze ve meyvelerin antioksidan değerlerini ORAC ölçeğini kullanarak sıralamıştır. Kuru erik, yükse antioksidan değere sahip olan yabanmersini ve kuru üzümün iki katı değerle listenin başında yer almaktadır. Aslında, kuru erik o kadar etkilidir…





- En iyi güzellik yiyeceği – Narenciye Cildinize elastikiyetini veren kolajen lifleri, makuLoranlarda greyfurt, portakal, kivi, soğan ve biber tüketimiyle sağlanacak düzenli biof-lavanoid ve C vitamini tüketimiyle artırılabilir. C vitamini ve bioflavano-idler serbest radikallerle savaşarak kolajeninizi korumanızı sağlar. Narenciyeler aynı zamanda antioksidan savunmanızı güçlendirecek çok sayıda etkili fitonutrient içermektedir. Güzellik dozajı: Her gün bir tane narenciye tüketin. Güzellik servis önerileri: Güne ikiye kesilmiş bir bütün greyfurtla başlayın. İçindeki beyaz zarlarını yemeyi…
- En iyi güzellik yiyeceği – Kavun Kavun – cildin pul pul dökülmesini önler Bu renkli kavun (bunun diğer bir çeşidi de kantaluptur*) kolajen hasarını en aza indirerek kırışıklıklarla savaşmaya yarayan karoten içermektedir. Yoğun bir betakaroten (bu A vitaminine dönüşür) kaynağı olan kavun genellikle kol arkalarında oluşabilecek lekelere engel olur ve aynı zamanda bir diyet tatlısıdır! Kalori bakımından oldukça düşüktür, içindeki yağ oranı sıfırdır ve tadı mükemmeldir. Orta boy bir…
- En iyi güzellik yiyeceği – Küçük meyveler Küçük meyveler vitamin, mineral ve fitonutrient antioksidan bakımından zengin olduklarından yaşlanma sürecini geciktirici etkileri vardır. Bu meyveler inanılmaz bir polifenol -yaşlanmayı geciktirici etkisi üzerinde hâlâ çalışmalar sürdürülen bir tür fitonutrient- kaynağıdır. Yabanmersini, portakala göre üç kat fazla antioksidana sahip bir “gençlik meyvesi”dir. Aslında bir porsiyon yabanmersini, beş porsiyon havuç, elma, brokoli ya da kabağın vereceği kadar antioksidan verir! Sadece 2/3 fincan yabanmersini…
- Şaşırtıcı içecekler Su, mükemmel cildin vazgeçilmezlerindendir. Her gün en az sekiz bardak saf su içmek cildinizin daha pürüzsüz olmasını, daha genç görünmenizi ve cildinizin ihtiyacı olan neme kavuşmasını sağlayacak. Su, cildinizin elastikiyetini ve sıkılığını koruması için gereklidir; aynı zamanda cildinizin kurumasını da önler. Toksinlerin atılmasında ve gözenek oluşumuna engel olma konusunda da yararları vardır. Kahve ve kafeinli içecekleri bu sınıfa sokmayın, çünkü kafein vücudu…
- Deniz sebzeleri Mükemmel ciltleriyle tanınan Japonlar, deniz yosunu diye bilinen deniz sebzelerine taparlar. Deniz sebzeleri mineral bakımından çok zengindirler. Deniz yosunlarına alışmak zaman alır, ancak öğünlerinize lezzet katacağından emin olabilirsiniz! İstediğiniz kurutulmuş deniz yosununu çorbalara, soslara, güveçlere, pilavlara ve salatalara katabilirsiniz. Pişirdiğiniz bütün yiyeceklere kavurarak ekleyebilirsiniz. Yemeğinize deniz yosunu koyarsanız, tuz eklemenize gerek kalmaz. Güneşte kurutulmuş deniz yosununu süpermarketlerde bulabilirsiniz. Bu yosunları nem geçirmeyen…





- Balığa bağlı kalmak Beslenmelerinde ağırlıkla balık olan Asyalılar, güzel ciltleriyle bilinen insanlardır. Bunun sebebi, mükemmel cilt için balıkta bulunan iyi yağlara ihtiyacımız olmasıdır. Balıkta ve diğer pek çok deniz ürününde güzellik sağlayan Omega-3 EFA’larından bulunmaktadır. Somon, sardalye, ton balığı, uskumru, mercan ve morina Omega-3 EFA’larıyla ve dimethylaminoethanol (DMAE) ile doludur. DMAE hamsi, somon ve sardalyede yüksek oranda bulunmaktadır ve bu maddenin küçük bir miktarı da…
- Yemişler Yemişler, cildiniz için faydalı olan yağlarla doludur ve aynı zamanda antioksidan özelliği olan protein polynutrient’lerle doludur. Badem ve soya yemişleri sağlıklı seçimlerdir, çünkü içlerinde tekli doymamış yağlar ve flavonoidler vardır. Ceviz de bir Omega-3 EFA’ları deposudur. Diğer sağlıklı seçimlere de fındık, fıstık ve pecanı ekleyebiliriz. Yemişlerin kalorileri yüksek olduğundan, bir seferde iki ya da üç yemek kaşığından fazla yememek en iyisidir. Ama yemişlerde…
- Müthiş tahıllar Güzel cilt için tahılların “tam” olmasına dikkat edin. Tahılların tam olması, cildinizin sıkı ve pürüzsüz olması için gereken vitaminler, mineraller, fitonutrient’ler, yağlar ve proteinler bakımından zengin olan kepek, tohum ve ince, şeffaf zarlarının da bulunması anlamına gelmektedir. İşlenmiş tahılların tohumları ve zarları ayıklanır, bütün besin ve lif değerleri gider, geriye kalan sadece kalorilerdir! Lifler glikozun kan tarafından emilim hızını yavaşlatır, vücudunuzun karbonhidratları…
- İyi karbonhidratlar Yağlar gibi, karbonhidratların da iyileri ve kötüleri vardır. Sindirim sırasında hemen çözülen karbonhidratlar “kötü”, bu süreci yavaş geçirip glikozu kana yavaş yavaş bırakanlar ise “iyi” karbonhidratlardır. Glisemik indeksi dediğimiz indeks, gıdaların yedikten ne kadar sonra kan şekerimizi yükselttiğine göre yapılan bir ölçümdür. Kötü karbonhidratlar Gl bakımından en yüksek olanlardır, iyilerse en düşük olanlar. Yüksek Gi değerli yiyeceklere şöyle örnekler verilebilir; yağsız tofu dondurması,…
- Sansasyonel soya İşlenmemiş soya gıdaları yüksek kalitede protein kaynağıdır. Aslında, soya başlı başına bir protein bitkisidir ve vücudun üretemediği amino asitlerin deposudur. Antioksidan, vitamin, mineral ve isoflavon diye bilinen koruyucu fitonutrient’ler bakımından da zengindir. Bu isoflavon’ların her birinin kendine Özgü yararları vardır, ama bir arada olduklarında sinerjik olarak hareket ederler. Soyayı tam soya şeklinde tüketmenin yararlı olmasının sebebi de budur. (3. Bölüm’de soyanın sağlık…





- Protein gücü Bize karbonhidratlara yüklenip, protein ve yağlardan uzak durmamız söyleneli çok uzun zaman olmadı, ancak Atkins ve South Beach diyetleri bu düşünceleri tamamen değiştirdi. Yüksek proteinli diyetlerin insülin seviyesini dengelediğini ve kiloyu korumaya yardım ettiğini biliyoruz. Protein aynı zamanda mükemmel cilt için de gereklidir. Aslında protein güzelliğe eşdeğerdir, çünkü saçlarınız, cildiniz ve tırnaklarınızın %98′i proteindir! Güçsüz tırnaklar, saç dökülmesi ve sarkan yüz kasları…
- Zeytinyağı – diğerlerinden farklı Cildinize fazlasıyla yararı olan, ama ne Omega-6 ne de Omega-3 içeren, ama içeriğinde bolca Omega-9 bulunduran tek bir yağ vardır; zeytinyağı. Yıllardan beri “güzellik yağı” diye bilinen zeytinyağının içinde bol miktarda tekli doymuş yağ -avokado, kolza yağı ve pek çok yemişte olduğu gibi- ve A, B1, B2, C, D, E, K vitaminleri bulunmaktadır. Ayrıca pek çok müthiş fitonutrient’i de içermektedir. Vücut hücreleriniz…
- Yüz yağları Yağın cildiniz için en az meyve ve sebzeler kadar besin değeri taşıdığını görünce çok şaşıracaksınız. Aslında, kendinizi yağdan uzak tutmanız sizi saç dökülmesi, hormon dengesizlikleri ve pek çok cilt problemiyle karşı karşıya getirecektir. Eğer her gün 20 gramdan daha az yağ tüketiyorsanız (aşağı yukarı 2 yemek kaşığı], cildiniz kendini yenilemekte zorlanacak, erken yaşlanmayı önleyecek olan A vitamininden gerektiği kadar alamayacaktır. Yağ olmadan karotenoid…
- Porsiyonlarınızı güçlendirin Bilmeniz gereken en önemli şeylerden biri bolca sebze ve meyve tüketmeniz. Ama mükemmel bir cilt için bunlardan çok miktarda tüketemezsiniz. Gün içinde önerilen 5-9 porsiyon arası bu sebze ve meyvelerden tüketmedikçe serbest radikallere açtığınız savaşta yenileceksiniz. Ekstra koruma için benim önerim, tamamen sebze ve meyveden oluşan bir desteği 4. Bölüm’de ayrıntılı olarak ele alınan Mükemmel Cilt destekleriniz içinde en üst sıraya koymanız. Yediğiniz…
- PH dengenizi sağlayın Şimdi de sebze ve meyvelerin pH (asit ve alkalin arasındaki oran) dengesine neler yapabildiğine bakalım. Asit-alkalin dengesi vücudunuzun sağlıklı bir şekilde işlemesi açısından çok önemlidir ve iyi bir asit-alkalin dengesi mükemmel cilt için vazgeçilmezdir. Ama ortalama bir Batı diyeti asit üreticiden başka bir şey değildir -protein, işlenmiş gıda, şeker ve nişasta bakımından yoğun. Asidik pH, duygusal stres, toksik yüklemesi ve/veya bağışıklık sisteminin…





- Antioksidanlar -anti-age-anti-hastalık Klinik ve Deneysel Dermatoloji tarafından yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebze olarak bol miktarda antioksidan tüketmenin oksidatif stres karşısında koruyucu bir etki yarattığını göstermektedir. Bunun sebebi meyve ve sebzelerdeki fitonutrient’lerin serbest radikallerle savaşma konusundaki bazı en güçlü antioksidan sistemleri içermesidir. Kadınlar ve antioksidanlar Kadınların mümkün olan bütün anti-oksidanlara ihtiyacı vardır. Berkeley’de-ki University of California’da yapılan bir araştırmaya göre, kadınlar erkeklere oranla daha fazla serbest…
- Tonikler ve yapılışları Tonikler soğuk losyonlardır. Cildi canlandırır, tazeler, güçlendirirler. Cildin yağını tamamen yok etmek gerektiğinde, temizleyici bir losyondan sonra da tonik kullanılabilir. Gerekirse tonikler cildi tek başına da temizleyebilir. Ciltleri duyarlı olanlar, bitkisel losyonlarla yetinmelidir. Alkolsüz toniklerin içinde belki de en yararlısı gül suyu ve kekik ile yapılan toniklerdir. Normal yağlı ciltler için Malzemesi: İki ölçü gül suyu, bir ölçü kekik losyonu (sıcak demlendirme). Yapılışı: Tüm malzeme…
- Losyonlar ve yapılışları Losyonlar belirli özelikleri kendinde toplayan, yüz, beden ve saç bakımında kullanılan sıvılardır. Cildi derinden temizler, amaca göre cildi sıkıştırır, yumuşatır, nemlendirir, uyarır, şifa verir, renk kazandırır, bakterileri yok ederler. Cildi duyarlı olanlar bitkilerle hazırlanan losyonlardan özellikle yararlanırlar. Bu değerli bitkilerin aktif yönünü cilde geçirmenin en kestirme yolu, onları sıvı haline getirmektir. Bunlar her ne kadar cildi tam temizlemese de, yüz yıkandıktan ve…
- Temizleme sütleri ve kremleri Temizleme sütleri ve kremleri gece yatmadan yüze sürüldüğünde, cildin tozunu ve toprağını almaya yarar. Eğer cilde ağır bir makyaj yapılmışsa, bu sütler veya kremler yüzü temizlemeye yeterli olmayabilir. O zaman kold kremleri kullanmak daha olumlu sonuç verir. Ciltleri duyarlı olanlar, sabundan ve sudan rahatsız olanlar bu sütlerden yararlanabilirler. Yapılan sütleri ve kremleri buzdolabında saklamak Sütlerin yapımında, çiğ süt kullanılmalıdır. Normal ve kuru cilt…
- Kold Kremler ve yapılışı Kold kremler cildi serinletir, temizler, besler ve nemlendirir. Gül yağlı kold krem Malzemesi: 4 çorba kaşığı badem yağı, bir miktar keskin kokulu gül yaprağı, 1 çorba bal mumu, bir miktar gül suyu veya arı su (yağmur suyu da olabilir). Yapılışı: Badem yağı, ben-mari usulü biraz ısıtılıp ateşten çekilir, içine alabildiği kadar gül yaprağı konur. Kabın üslü örtülüp birkaç gün bekletilir. Yağ, gül yapraklarının kokusunu emince…

Şeker Hastalığı
- Şeker hastalığına dikkat Hasta tarafından fark edilemeyen şeker hastalığı, erken teşhis etmek için, açlık kan şekeriyle birlikte tokluk kan şekerinin ölçülmesi gerektiğini söylüyor. Yaygın olarak görülen bu hastalığın büyük ve küçük atardamarlarda tıkanıklıklara yol açtıağı-nı belirten uzmanlar “Hastalık, yıllarca fark edilmeden vücutta ilerler. Bu durum, damarlarda kireçlenme ve pıhtılaşmaya sebep olur, gözde, böbrekte, kol ve bacaklardaki damarlarda ciddi hasarlar meydana getirir” diyor. Tokluk kan şekeri Belirtisi olmadığı için…
- Diabet (şeker hastalığı) Halk arasında şeker hastalığı adıyla bilinen “diabet” aşırı susama, idrarda artış, idrarda şeker olması ve hızlı kilo kaybı ile ortaya çıkar. Dünya Sağlık Örgütü (VVHO)’nün tespit ettiği ilkelere göre, etlerin yağı ile tereyağına dikkat etmek, süt, yoğurt ve peynirin yağsızını kullanmak gerekir. Ayrıca tuza da dikkat edilmelidir. Diabette, kan şekerini yükselten gıdalardan uzak durmak esastır. Bu da glisemik endeksi düşük olan yiyecekleri tercih…
- Akçakavak (beyaz kavak ağacı) Akçakavak (beyaz kavak ağacı) özellikleri * Hemen her yerde yetişir. * Dalları yukarı doğru çıkan beyaz bir kavak ağacıdır. * Yaprakları ve kabukları kullanılır. Akçakavak (beyaz kavak ağacı) faydaları * Kurumuş yaprakları ezilerek yaralar üzerine konursa yaraları iyileştirir. Yine merhem gibi yapılarak yaralar için kullanılırsa fayda verir. …
- Şeker hastalarının diyet listesi
Günlük öğünler, üçü ana (kahvaltı, öğle ve akşam yemeği) ve üçü de ara (kuşluk, ikindi kahvaltısı ve gece yatma öncesi) öğün olmak üzere 6 parça halinde olacaktır; aşağıdaki örnek yemek listesinde belirtilen öğün saatlerine azami itina gösterilmelidir. Uygulanacak diyete ait örnek yemek listesi (menü) • Sabah kahvaltısı (8.00): Bir bardak yağsız süt (şekersiz) (200 mi) Bir kibrit kutusu kadar (30 gr.) az yağlı ve… - Şeker Hastalığı Diyeti
Kilonun sağlık için önemli bir faktör olduğu giderek açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Aşırı kilo, şeker hastaları sözkonusu olduğunda özellikle önemlidir. Şişmanlık en yaygın şeker hastalığı türüyle (insüline bağımlı olmayan şeker hastalığı) ilişkilidir. Açıktır ki, şişmanlık, genetik olarak duyarlı insanlarda şeker hastalığının gelişmesine yol açan bir tetikçi olarak etki göstermektedir. Pankreas tarafından üretilen insülin miktarı normal kiloda bir kişi için yeterli olabileceği halde, aşırı kilolu insanlarda…



- eker hastaları için genel bilgiler Şeker hastaları spor yapabilir mi ? Öncelikle egzersiz, sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Düzenli yapılacak fizik egzersizi kan şekeri seviyesini düşürmeye, insülinin vücutta daha etkili olmasına yardımcı olur. Ayrıca: – Daha fazla enerji verir. – Kan dolaşımını düzenler – Kasları güçlendirir. – Kolesterol seviyesini düzenler. Kötü huylu (LDL) kolesterolü azaltıp, iyi huylu kolesterolü (HDL) arttırır. – Kalp krizi riskini önler ya da geciktirir. – Terlemek suretiyle fazla kiloların azaltılmasına yardımcı olur. Sonuç…
- Şeker hastılığı gebelik ve diabet Gebelik, şeker hastalığı ile birlikte yaşamanın en önemli aşamalarından biridir. Kan şekeri kontrolünün iyi sağlanamaması; gerek bebek, gerekse anne açısından pek çok sorun doğurabilir. Bu sorunlar sıkı kan şekeri kontrolü ile aşılabilir. Eğer gebeliğin başlangıcından doğuma kadar geçen sürede mükemmel düzeyde kan şekeri kontrolü sağlanırsa, anne ve bebeğinin riski, sağlıklı bir kadınınkinden çok az yüksektir. Sık sık yapılan kan şekeri ölçümleri buna yardımcı…
- Diyabet tedavisinde yeni gelişmeler Son on yıl içinde, ilaçlarla (İnsülin ve oral antidiyabetikler) ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin etkin bir şekilde kontrol edilebileceği gösterilmiştir. Ancak halen kafalardaki soru hep aynıdır. Şeker hastalığında tam iyileşme mümkün mü ? Hemen cevaplayacak olursak, halen günümüzde diyabetin tam bir tedavisi yoktur. Araştırmacılar, bir gün tam iyileşme sağlayabileceği umutlarını taşıdıkları tedavileri geliştirmek için çalışmalarını sürdürmektedirler. Bunlardan en çok ilgi çekenlerden biri pankreas naklidir….
- Şeker hastalığında ayak sorunları Eğer şeker hastasıysanız, ayak sorunları yönünden özel risk taşımaktasınız. Şeker hastası olmayanlarda nadiren sorun oluşturan yaralar, deride su toplanması, nasır ve diğer durumlar, şeker hastalarında hızla ciddi tıbbi sorunların oluşmasına yol açabilir. Sonuçta enfeksiyon ya da kangren gelişebilir ve ağır vakalarda ayak ya da bacağın kesilmesi gerekebilir. Aşağıda genel hatlarıyla anlatılan muhtemel komplikasyonların belirtileri konusunda uyanık olun ve bunlardan biri ortaya çıkarsa hemen doktorunuza başvurun. Bununla…
- Şeker hastalığında ayak bakımına dikkat Eğer şeker hastasıysanız, ayaklarınızın bakımı için her gün birkaç dakikanızı ayırmalısınız. Böylece şeker hastalığının ayaklarınızda neden olabileceği sorunları en aza indirebilirsiniz. Aşağıdaki önerileri dikkate alın: Ayaklarınızı temiz tutun Ayaklarınızı her gün özenle yıkayın. Ilık su ve sabun ya da doktorunuzun önereceği bir temizleyici kullanın. İyice temizleyin ve yumuşak ve temiz bir havluyla kurulayın. Deriyi korumak için nemlendirici bir losyon sürün (parmak aralarınıza sürmeyin). Yumuşak, emici ve…
- Şeker hastalığı ve göz Şeker hastalığının yol açtığı önemli göz sorunlarının çoğu, ağ tabaka (retina) hasarına bağlıdır. (Retinopati) Gözün arkasında bulunan, retina adı verilen kısım, pek çok ufak kan damarı tarafından beslenmektedir. Bu kan damarları yüksek kan şekeri tarafından hasara uğratılan ilk yapılardandır. Yaklaşık 20 yıllık Tip I Diyabetik olan hastaların tamamında, Tip Il’de ise her 10 hastanın 6’sından daha fazlasında, bir şekilde göz hasarı ortaya…
- Şeker hastalığına bağlı barsak rahatsızlıkları Uzun süren şeker hastalığı, midenin ve barsak sisteminin kas etkinliğini denetleyen sinirlerin fonksiyonunda azalmayla sonuçlanabilir. Şeker hastalığına bağlı gastroparezi denilen bir durum ortaya çıkar ve midedeki karıştırma ve itme faaliyetini azaltır. Zaman içinde, mide gevşek bir torbaya benzemeye başlar ve giderek genişler. Periyodik olarak büyük miktarlarda sıvı ve bir, hatta iki gün önce yenmiş, kısmen sindirilmiş yemekleri çıkarabilirsiniz. Yiyeceklerin mideden barsağa doğru hareketlerindeki düzensizlik,…
- Şeker hastalığı olanlar oruç tutabilir mi ? Ramazan ayında her evde tatlı bir telaş yaşanır. Gece sahura kalkarak başlayan oruç heyecanı,birbirinden lezzetli yemeklerle donatılan iftar sofralarında daha büyük bir anlam kazanır. Özenle hazırlanan çeşit çeşit yemekler, törensel bir sırayla şenlik havasında yenir. Ancak uzmanlar Ramazan ayında oruç tutmak isteyenleri ve özellikle riskli hasta grubunda olanları, doktor kontrolünde oruç tutmaları konusunda uyarıyor. Çünkü bazı hastalıklar oruç tutmayı güçleştiriyor, hatta engelliyor. Uzmanlar özellikle…
- Şeker hastalarına müjdeli haber Kol saati şeklindeki ağrısız şeker ölçüm cihazının satışı için ABD’de onay alındı. Kola takılan cihazın ciltle temas eden yüzeyine, 12 saatte bir değiştirilen ve cilde verdiği sıvıyla küçük elektrik akımı gönderen bir parça takıldığı, kandaki glikoz miktarının, sıvı yardımıyla 20 dakikada bir ölçüldüğü, şekerin fazla çıkması durumunda aletin alarmının devreye girerek hastayı uyardığı açıklandı. Şeker hastalarının yeni aletle, uykudayken bile şekerlerini kontrol edebilecekleri…
- Türkiye’de 5 milyon diyabetli var Türkiye’de 2 milyon 600 bin şeker, 2 milyon 400 bin de gizli şeker hastası var. Türkiye Diyabet Epidemiyoloji Çalışması sonuçlarına göre; 20 yaş üstü diyabet oranının yüzde 7.2 olduğu ve bunların yüzde 32’sinin diyabetli olduklarını bilmedikleri ortaya çıktı. Uzmanlar, tip 2 diyabet tanısı konulmuş hastaların yüzde 20-30′unda göz bozukluğu, yüzde 10-20’sinde böbrek bozukluğu, yüzde 30-40′ında hipertansiyon, yüzde 50-80′inde kan yağı bozukluğu ve yüzde…
- Şeker düzeyinizi kendiniz ölçün Şeker hastalığının tedavisinde kan şekeri düzeyinin kontrol edilmesi oldukça önemlidir. Kendi kendinize kan glikoz düzeyini /ölçme, şeker hastalığını kontrol altında tutmak için beslenmenizde, ilaçlarınızda ve egzersizinizde yeni düzenlemeler yapıp yapmamanız gerektiğini belirlemenin bir yoludur. Glikoz düzeylerinin ölçümü, insülin kullananlarda olduğu gibi ağızdan ilaç kullanan hastalarda da önemlidir. Hamile veya kan şekeri dengesiz olan (unstable) şeker hastalarının, günde birkaç kez kan glikoz düzeylerini ölçmeleri uygun…
- Şeker hastalığınız gizli olabilir Sadece açlık kan şekerine bakıldığı zaman gözden kaçabilen diyabetin, tokluk kan şekeri ölçümüyle yakalanabildiğim söyleyen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Diyabet Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Kubilay Karşıdağ şu açıklamaları da sözlerine ilave etti: “Ancak açlık kan şekeri hem halk arasında çok iyi bilinirken, tokluk kan şekerinin önemi ve taşıdığı riskler halk tarafından pek fazla bilinmiyor. Bu nedenle öğünlerden sonra ortaya çıkan “tokluk kan şekeri”…
- Sağlıklı olarak nasıl kilo verebilirim ? Tahmin edebileceğiniz üzere kilo vermek son derece güç olabilir. Fakat bizler pozitif bir düşünce tarzı ve doğru tavsiyelerle bu zorluğun aşılabileceği fikrindeyiz. Kararında yemek ve aktif olmaya devam etmek başarılı kilo vermekte, 2 anahtar bileşendir. Fakat bunları uygulamaya koymak, göründüğünden daha zor olabilir. Toplumumuz kilo vermenin değil de kilo almanın kolaylaştırıldığı bir şekilde kurulmuştur. Arabalarda gidiyor, asansör kullanıyor, işleri kolaylaştırıcı bir dizi aletten faydalanıyor ve televizyon ile…
- Kilo vermede başarının sırları nelerdir ? Her gün aldığınız toplam kalori miktarına dikkat ettiğiniz müddetçe kilo vermeye çalışan çoğu insana göre bir adım daha öndesiniz demektir. Kilo vermenize yardımcı olabilmek amacı ile, bir diyetisyen, size günlük kalori hedefinizi belirlemede yardımcı olabilir. Sizin kilonuzu, cinsiyetinizi, aktivite düzeyinizi, yaşınızı, boyunuzu ve sağlık durumunuzu bir bütün olarak gözden geçirmek suretiyle bu hedefi belirler. Eğer kadınsanız, 125 kilodan daha hafif-seniz…
- Şeker hastalarının diyeti nasıl olmalıdır ? Diyet, şeker hastalarında tedavinin en önemli kısmıdır. Çünkü şeker hastası elindeki insülin rezervini, en iyi ve en uzun değerlendirmelidir. Eskiden klasik diyabetik diyeti adı altında hasta bir nevi açlık grevine zorlanırdı. Şimdiki anlayışa göre, diyabetik hastalar, kahvaltı dahil günde üç ana öğün ve 2-3 kez de ara öğün yemek; her sağlıklı kişi gibi yaşam için gerekli çeşitli besinleri almak zorundadır. Bunun için bol taze…
- Şeker hastalığının sebebi nedir ? Yaygın bir görüş olarak, şeker hastalığının her iki türünün de kalıtımsal, yani doğumsal olduğu kabul edilmektedir. Tip I, insüline bağımlı şeker hastalığında genetik olarak yatkınlığın yanı sıra hastalığa yol açan bir etmen olmalıdır. Bunlar içinde en sık olanları: -Bir tür viral enfeksiyon -Çevresel faktörler -Stres -Yaşanılan yer’dir. (Örneğin şeker hastalığı en çok Avrapa’da görülmektedir.) Tip II, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hastaların % 80′i aşırı kiloludur ve…
- Açlığa dayanamama şeker olabilir Uzmanlar uyardı: Açlığa tahammülsüzlük ve kilo alma gizli şeker hastalığının belirtisi olabilir. Gizli şeker hastası olanların sık acıktıklarını, acıktıklarında fenalaşma hissi yaşadıklarını, yemeklerini hızlı yediklerini ve yemekten sonra uykusuzluk ve yorgunluk yaşadıklarını belirten Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, bu belirtiler yanında açlığa tahammülsüzlük ve kilo alma belirtilerinin üzerinde önemle durulması gerektiğine dikkati çekti. Prof. Dr. Temel Yılmaz, Türkiye’deki 5 milyon şeker…
- Şeker hastası olup olmadığınızı anlayabilirsiniz Günümüzde şeker hastalığına oldukça sık rastlıyoruz. Kaldı ki bu günlerde bir şeker hastalığı salgınından söz ediliyor. O kadar korkmayın, bu o bildiğiniz bulaşıcı hastalık falan değil ama konunun ne boyutlara ulaştığını çok güzel vurgulayan bir yakıştırma. Aramızdaki şeker hastası sayısı belli. Bir o kadar da teşhiş edilmemiş olanlar bulunduğunu düşünürseniz, durumun ciddiyetini görürsünüz. Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhisin önemi burada da çok büyük….
Kırıklar
Kırık tipleri
Dirsekte değişik tiplerde kırıklar meydana gelebilir.
Dirsek üstü (suprakondiler) kırıklar- Üst kol kemiği (humerus) dirseğin hemen üstünden kırılmıştır. Genellikle 8 yaş altında görülür. En sık ve en ciddi kırıktır. Çünkü sinir hasarına ve dolaşım bozukluğuna neden olabilir.
Dirsek makarası (kondiler) kırıklar- Bu kırıklarda üst kol kemiğinin dirsek eklemini oluşturan makarasının bir parçası kırılmıştır. Bu kırıkların dikkatli tedavsii çok önemlidir . Aksi halde dirsekteki büyüme plağı zedelenerek büyümeyle ortaya çıkan dirsek eğrilikleri görülebilir.
Dirsek çıkıntısı (epikondiler) kırıkları- Dirsek makarasının iki yanındaki epikondil denilen çıkıntıların kırığıdır. 9-14 yaşlarında ve iç taraftakinde sıktır.
Büyüme plağı kırıkları- Üst kol ve ön kol kemiklerinin büyüme plakları dirseğe yakın kemik uçlarındadır. Bu plaklardaki kırıklarda büyümenin bozulması veya asimetrik olması en önemli komplikasyondur. Bu nedenle çok dikkatli tedavi edilmeleri gerekir. Çok iyi tedavi edilenlerinde bile daha nadir de olsa büyüme plağı kökenli büyüme problemleri görülebilir.
Önkol kırıkları- Bir dirsek zorlanmasında önkolun başparmak tarafındaki kemiğinin (radius) başı kırığı veya ezilmesi görülebilir. Bazen bu kırığa dirsek çıkığı da eklenebilir. Dirsek ucu (olecranon) veya diğer önkol kemiğinin (ulna) kırığı nadirdir.
Belirti ve şikayetler
Tüm tip kırıklarda benzer yakınmalar vardır.
Ani ağrı
Hassasiyet
Şişme (hafif veya şiddetli olabilir)
Hareket kısıtlılığı
Tanı ve tedavi
Düşme sonucu çocuğunuzun dirseğimde bir problemle karşılaştıysanız zaman geçirmeden doktora başvurunuz. Doktorunuz öncelikle bir damar ve sinir hasarı olup olmadığına bakacaktır. Sonra röntgen incelemesi yapılır. Bazen her iki dirseğin karşılaştırmalı röntgeni gerekebilir.
Tedavi kırığın yerine ve derecesine göre değişir. Kaymamış veya bazı çok az kaymış kırıklarda 3-5 hafta tam veya yarım alçı uygulaması yeterli olabilir. Bu süre içinde zaman zaman kontrol röntgenleri ile kırığın kayıp kaymadığının kontrolü gerekebilir.
Kırık kaymışsa onu yerleştirmek gerekir. Bazen yerleştirme işlemi cerrahiye gerek kalmadan elle yapılabilir. Bu işlemin genel anestezi altında yapılması idealdir. Ancak kaymış dirsek kırıklarının çoğu cerrahi gerektirir. Bazı tip kırıklarda elle düzeltmeye çalışmak sakıncalı olduğundan doktorunuz direkt cerrahi önerecektir. İyi bir cerrahi sonunda dirsek tamamen normale döner.
Bel Fıtığı
Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder. Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında da anulus fıbrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder. Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.
Bel fıtığı nasıl oluşur ?
Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.
Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir. Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffîizyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80′e, yetişkinlerde ise % 50-60′a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon da eşlik eder. Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi yapan destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir.
Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Öyle aileler vardır ki dedesini, babasını ve çeşitli yakın akrabalarını bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik bir yönünün olduğu da söylenebilir.
Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı, diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.
Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır. Böyle bir durumda bel fıtığının nasıl kolayca teşekkül edebileceğini aşağıdaki şekiller sade bir tarzda izah etmektedir.
Bel fıtığı belirtileri
Bel ve bacak ağrısı en belirgin şikâyettir. Fakat bazen bel veya bacak ağrısından sadece biri de bulunabilir. Hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa doğru çarpılması gözlemlenebilir. Ağrıyla birlikte bacaklarda uyuşma, karıncalanma, hastalık ilerledikçe kuvvet kaybı ve incelme (atrofi) görülebilir. Sinirlere genişçe basan fıtıklarda cinsel fonksiyonların kaybı da söz konusu olabilir.
Bazen orta hattan omurilik kanalına doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran büyük bel fıtıklarında idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda felce doğru gidiş ortaya çıkabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir tedavi gerçekleştirilmelidir. Bel fıtığında bel ve bacak ağrısı öksürmekle, yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.
Bel fıtığının ters tarafta olması
Bel fıtığı hastalarında şikayetler genellikle fıtığın olduğu tarafta görülür. Fakat bazı hastalar vardır ki, bel fıtığı bir tarafta olduğu halde şikâyetleri karşı taraftadır. Meselâ yapılan tetkikler neticesinde diskin sağ tarafa doğru fıtıklaştığı net olarak tespit edilir fakat hastanın ağrı, uyuşma, his kaybı gibi belirti ve bulguları sol bacağındadır. Tabi ki bunun tersi de söz konusu olabilir.
Bu durumdaki hastalara günlük hekimlik pratiğimiz esnasında çok nadir rastlamaktayız. Konunun bilimsel izahı mümkün olduğundan karşılaştığımız tablo bizi hiç şaşırtmamakta ve yaptığımız açıklamalar neticesinde hasta da durumunu öğrenip rahatlamaktadır.
Burada sıkışan yine sinir elemanlarıdır. Disk sağ veya sol taraftan kanala doğru taşarak sinirleri itmekte ve karşı tarafta sıkıştırmaktadır. Fıtıklaşan diskin karşı tarafındaki faset eklemi normalden büyükse veya karşı taraftaki kemik yapının yüzeyinde düzensizlikler varsa sinirler o tarafta daha kolay basıya maruz kalmaktadır (Şekil 3 ve 4). Böylece hastanın şikâyetleri karşı tarafta ortaya çıkmaktadır. Ancak doktor, tedavisini fıtıklaşan diske göre planlamakta ve operasyon söz konusu ise bunu fıtıklaşan taraftan gerçekleştirmektedir. Neticede fıtıklaşan disk boşaltıldığında hastanın karşı tarafta olan şikâyetleri de sona ermektedir.
Kimlerde görülür ?
Toplumun çeşitli kesimlerinde bel rahatsızlığı o kadar yaygındır ki, birçok ülkede yapılan istatistiklere göre doktora müracaat nedeni olarak bel ağrısı soğuk algınlığından sonra ikinci sırayı almaktadır. İnsanların yaklaşık % 80′i hayatları boyunca en az bir defa bel ağrısı ile karşılaşmaktadırlar.
Bel rahatsızlığına her yaş grubunda rastlamak mümkündür, fakat bel fıtığı orta yaşlarda daha sık görülür. Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak çalışmak, şişmanlık, ağır şeyler kaldırmak, mücadele sporları, bilinçsiz spor yapmak, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, mesleğini sevmeme, huzursuz bir ortamda ve stres içinde yaşama, sigara ve alkol kullanma, uzun süre otomobil sürme, bedensel faaliyetlere ısınmadan başlamak birer risk faktörüdür. Bu risk faktörleri bir insanın günlük yaşantısında ne kadar çoksa o kişinin bel fıtığına yakalanma ihtimali de o kadar yüksektir. Hele bir de genetik olarak yatkınlık varsa bel fıtığıyla tanışmak sürpriz sayılmamalıdır.
Uygun olmayan sandalyelerin üzerinde her gün saatlerce süren bir ofis hayatına mahkûm insanlar bel fıtığının müstakbel adaylarıdırlar.
Hastalığa yanlış yaklaşımlar
İnsanların büyük bir kısmı maalesef hastalıkları konusunda yeterli bilince sahip değiller. Ağrı içinde kıvranırken doktora gitmeyi tercih etmiyorlar da hiçbir bilimsel temele dayanmayan birtakım yöntemlere başvuruyorlar. Beline bal, incir, balık bağlatan hastalardan tutun da, cildini ciddi şekilde kestiren, yaktıran, sülük koyan veya bilinçsizce çektiren hastalara kadar yüzlerce bilim dışı uygulamaya şahit olmaktayız. Halbuki bel fıtığı bir çeşit değildir ve hastalığın değişik safhalarında farklı tedavi metotlarını uygulamak gerekmektedir. Neticede basit bir tedavi ile iyileşmesi mümkün iken, bilinçsizce yapılan uygulamalar sonucu ameliyatlık hale gelmiş hastalarla sık sık karşılaşmaktayız.
Bu konu ciddi bir problemdir. Ancak problemin çözümünde başta biz doktorlar olmak üzere herkese önemli görevler düşmektedir. Eğitim kurumları ve medyanın halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi noktasında daha aktif bir tavır ortaya koyması gerekmektedir.
Bel fıtığından korunmak
Günümüzde tıp dev adımlarla ilerlemekte ve birçok hastalığın çaresi bulunmaktadır. Buna rağmen diğer bütün hastalıklarda olduğu gibi bel fıtığına da yakalanmamak en iyisidir. Yani tedbirler hastalıkla karşılaşmadan önce alınmalıdır. Maalesef insanlar sağlık gibi önemli bir nimetin kıymetini ancak onu kaybettiklerinde anlamaktadırlar. Fakat sağlık bir kez kaybedildiğinde tekrar kazanılması çok zor olmakta, bazen de bu mümkün olamamaktadır. Öyleyse sağlığımızın kıymetini hastalanmadan önce bilmeliyiz.
Bel sağlığını korumak için kişi ; hiçbir zaman çok ağır bir yükü kaldırmamak, kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak yani çömelerek cismi yerden almalıdır. Belden eğilerek kaldırmamalıdır. Hiçbir cismi uzanarak almamalıdır. Meselâ telefon çaldığında veya raftan kitap alırken uzanmamalıdır. Daima cisimlere yaklaşarak, arada mesafe bırakmaksızın almalıdır. Sağlıklı iken bel ve karın adalelerini güçlendirici egzersizler yapmalıdır. Hareketli bir hayat tarzını benimsemek yararlıdır.
Riskli pozisyonlar
Günlük aktivitelerimiz esnasında vücudumuzun dikey veya yatay konumda aldığı çeşitli pozisyonlar ve beraberinde ortaya konan faaliyetin şekli bel fıtığına yakalanma riskini önemli oranda artırır veya azaltır.
İnsanın dikey pozisyonda bulunması omurganın alt kısımlarını önemli miktarda basınç altında bırakır. Çünkü bu kısmın yukarısında yer alan tüm vücut ağırlığı birkaç santimetre karelik dar bir omur parçası üzerine biner ve bu küçük kısım tarafından taşınır. Buna karşılık vücudun dik değil de desteksiz bir tarzda eğik pozisyona gelmesi, yani düşey olarak orta hattan sapması beldeki omurlar üzerine binen yükü, yani basıncı bariz şekilde daha da artırır.
Yapılan bilimsel araştırmalarda beldeki diskin içerisine basınç ölçebilen bir cihazla girilmiş ve çeşitli vücut pozisyonlarının diskteki basıncı ne şekilde etkilediği araştırılmıştır. Görülmüştür ki, burada bele en az yükün bindiği pozisyon, kişinin sırt üstü yattığı ve bacaklarının altım bir cisimle destekleyerek hafifçe yükselttiği pozisyondur. Ayrıca sandalyede desteksiz otururken bele binen yük, ayakta dik olarak dururken bele binen yükten daha fazladır.
Halbuki insanlar bunun tam tersinin doğru olduğunu zannederler. Neticede ayakta dik pozisyonda dururken bele binen yükün gerçekte daha az, otururken daha fazla olduğu bilinmelidir. Bu pozisyondan daha kötüsü, yani belde bulunan disklerde-ki basıncı daha da artıran durum, sandalyede otururken öne doğru eğilerek yerden bir cismi almaktır. En kötüsü ise ayakta dururken öne doğru eğilerek dizler düz konumda yerdeki bir ağırlığı kaldırmaktır. Bu durumda kaldırılan ağırlığın miktarı arttıkça bel fıtığına yakalanma riski de giderek artacaktır.
Oturur pozisyonda iken kişi arkasına bir destek koyarsa veya oturduğu sandalyenin arka kısmını geriye doğru tedrici olarak yatırmaya başlarsa, bele binen yük de giderek azalacak ve bel bu durumda çok daha rahatlamış olacaktır.
Öksürmek, gerinmek veya kahkaha ile gülmek ise belde yer alan disklerdeki basıncı bariz şekilde artırır. Şikâyetleri bir öksürmeyi takiben başlayan pek çok hasta ile karşılaşmaktayız.
Sağlıklı bir bele sahip olmak için günlük yaşantımızda riskli pozisyonlardan daima uzak durmalıyız.
Teşhis
Bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıklar çok çeşitlidir. Yani bel ve bacak ağrısı bulunan her hastaya “Mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yaklaşmak doğru değildir. Bel fıtığını taklit eden pek çok hastalık vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere ve bel kaymasına kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Bu sebeple önce teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır. Çünkü tedavide başarıya giden yol her şeyden önce doğru teşhisten, geçer. Bunun için de ilgili uzman hekime müracaat etmek gerekir. Hekim hastanın şikâyetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri isteyecektir.
Bel ağrısının araştırılmasında düz röntgen filmlerinin önemi günümüzde azalmıştır. Hastanın radyasyona maruz kalmasına yol açan bu teknik ancak belirli durumlarda tercih edilmektedir. Belden iğne yapılıp içeriye kontrast madde verildikten sonra film çekilmesi tekniği (myelografi) de giderek daha az kullanılmaktadır. Çünkü günümüzde görüntüleme teknikleri çok ilerlemiş ve artık hastanın belinden iğne yapılmasına gerek kalmayacak seviyeye gelmiştir. Aslında noniyonik kontrast maddelerin kullanım alanına girmesi iğne tekniğinin yan etkilerini hayli azaltmıştır. Fakat buna rağmen bizzat iğne tekniğinin kendi yan etkileri olabildiğinden dolayı myelografiden mümkün mertebe uzak durmakta yarar vardır. Bunun yerine güçlü manyetik rezonans cihazları tercih edilmelidir.
Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisinde EMG dediğimiz tetkik yöntemi de yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada bulunan bozuklukların sinir dokusuna mı, yoksa kas dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, diğer hastalıkların bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı, varsa hasarın derecesi hakkında da fikir vermektedir. Bazı durumlarda bu teknik, cerrahın ameliyat kararını bile etkileyebilmektedir.
Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan bir hastada bazen bilgisayarlı tomografi, genellikle de manyetik rezonans gibi ileri tetkik yöntemlerine başvurulur.
Manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın x-ışını almaması ve çeşitli planlardaki üstün görüntüleme yeteneği; omurilik, sinirler ve diğer yumuşak dokuları net bir şekilde görüntüleyebilmesi manyetik rezonansı giderek daha da öne çıkarmaktadır.
Ancak kemik dokusuyla ilgili patalojilerde bilgisayarlı tomografinin daha iyi görüntü sağladığı göz önüne alınarak bazı durumlarda her iki teşhis metodu beraberce kullanılabilir.
Manyetik rezonansın bu kadar yararlı bir yöntem olmasına karşılık elde edilen görüntülerin değerlendirilmesi büyük bir tecrübe ister. Yanlış yorumlar yanlış tedavi şekillerine yol açar. Sıklıkla rastladığımız hafif disk bombeleşmesi bel fıtığı olarak yorumlanırsa, tedavinin şekli tamamen değişik bir yöne doğru gidebilecektir.
Özellikle ameliyat sonrası dönemde gerçekleştirilen çekimlerden elde edilen görüntülerin yorumlanması tecrübe gerektirir. Muayene bulguları ile tetkiklerden elde edilen neticeler beraberce kılı kırk yararcasına hassas bir tarzda değerlendirilecek ve net bir teşhise vardıktan sonra tedaviye geçilecektir. Manyetik rezonans tetkikinde bel fıtığı görüldü diye ameliyat kararı vermek bazen yanıltıcı olabilir. Elde edilen görüntüler mutlaka klinik bulgularla desteklenmeli, aralarında uyum aranmalı ve uyum yoksa bu izah edilmelidir.
Bazen bel fıtığı ile hayati önem arzeden diğer birtakım hastalıkların ayırıcı teşhisini yapabilmek için kemik sintigrafısi gerekebilir.
Kemiklerin kuvvet ve yoğunluğu hakkında fikir edinmek ve osteoporoz teşhisini kesinleştirmek amacıyla kemik yoğunluk ölçümlerine de başvurulabilir.
Ayırıcı teşhis için kan ve idrar incelemeleri yapılabilir.
Neticede yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda hastanın bel fıtığı olup olmadığı, bel fıtığı ise hangi safhada bulunduğu net bir şekilde ortaya konacaktır. Yani bel fıtığı teşhisinin konmuş olması yeterli değildir. Hastalığın safhasını da tespit etmek gerekir. Çünkü tedavinin şekli buna göre değişecektir.
Bazı hastalar dar mekânlara girdiklerinde büyük sıkıntı çekmekte ve rahatsız olmaktadırlar. Bu kişiler için açık tip manyetik rezonans cihazları geliştirilmiştir. Ayrıca klasik tipteki cihazlarda da gerekli tedbirler alınarak bu hastaların tetkikleri yapılabilmektedir
Manyetik rezonans görüntüleme metodu ile teşhiste büyük bir aşama kaydedilmiştir.
Penis Küçüklüğü
Aileler için çocuklarının cinsiyeti kadar, cinsiyetlerine uygun fonksiyonlara sahip olması da önemlidir. Hem cinsel fonksiyon hem de üreme için cinsel organların yeterli olması yanında cinsiyet hormonlarının da normal olması gereklidir. Bu hormonlar gebeliğin ilk haftalarından başlayarak cinsel farklılaşmayı ve cinsel organların yeterli olmasını sağlarlar. Erkek çocukların cinsel organlarına daha çok dikkat gösterilir, çünkü hep göz önündedirler. Penis büyüklüğü çoğu zaman ?muzır? bir merak konusu olsa da ?küçük penis? her zaman ailelerde endişe uyandırır. Penis küçüklüğü hem ileride yol açabileceği sorunlar hem de bazı önemli tıbbi sorunların göstergesi olabileceği için dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu yazıda soru ve cevaplarla penis küçüklüğü üzerinde durulacaktır
Çocuklarda penis gelişimi nasıl olmaktadır?
Penis dış genital yapıların farklılaşmasına paralel olarak gebeliğin 8-16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testesteron ve dihidrotestesteron isimli iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek (libido) ve penisin dikleşmesi (ereksiyon) için de gereklidir.
Penis küçüklüğü nasıl anlaşılır?
Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine ?gömülü?dür. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yenidoğan bir bebekte penis boyu 1.9 cm?den küçükse önemli bir sorun var demektir ve mutlaka ileri inceleme yapılmasına ihtiyaç vardır. Değişik yaşlardaki ortalama ve en küçük penis boyları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.
Anne ve babalar yenidoğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.
Tablo: Normal erkek çocuklarda gerdirilmiş ortalama ve normalin alt sınırındaki penis boyları
| Yaş | ortalama( cm) | Normalin alt sınırı(cm) |
| 0-5 ay | 3.9± 0.4 | 1.9 |
| 6-12 ay | 4.3± 0.8 | 2.3 |
| 1-2 yaş | 4.7± 0.8 | 2.6 |
| 2-3 yaş | 5.1± 0.9 | 2.9 |
| 3-4 yaş | 5.5± 0.9 | 3.3 |
| 4-5 yaş | 5.7± 0.9 | 3.5 |
| 5-6 yaş | 6.0± 0.9 | 3.8 |
| 6-7 yaş | 6.1± 0.9 | 3.9 |
| 7-8 yaş | 6.2± 1.0 | 3.7 |
| 8-9 yaş | 6.3± 1.0 | 3.8 |
| 9-10 yaş | 6.3± 1.0 | 3.8 |
| 10-11 yaş | 6.4± 1.1 | 3.7 |
| Erişkin | 13.3± 1.6 | 9.3 |
Penis küçüklüğünün nedenleri nelerdir ve bu çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır ?
Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır.
Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yenidoğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir. Hem tanı hem de tedavi ile ilgili girişimlerinin çocuk endokrinolojisi ünitelerinde yapılmasına özen gösterilmelidir.
Gebeliğin Aşamaları
Aylara Göre Bebeğin Gelişimi
Bebeğin doğuşuna kadar geçen süre ortalama 280 gündür. Diğer türlerin çoğundaki gebelik süresiyle karşılaştırıldığında, bu çok uzun bir süre gibi görünebilir; ancak insandaki ayrıntıları düşündüğünüzde ise daha uzun sürmemesi şaşkınlık vericidir.
İnsan gibi karmaşık bir şeyin nasıl tek bir yumurtadan ortaya çıktığını kavramak güçtür. Aynı ölçüde hayret verici olan bir nokta, bu mikroskopik parçanın görünüşte çaba gerektirmeyen gelişimidir. En küçük tırnaktan beynin oluşumuna kadar, bu sürecin her yönü mükemmel bir şekilde düzenlenmiş bir zaman çizelgesine göre ayarlanmıştır ve seyrek olarak aksar. Aksarsa, sonuç düşük ya da bir doğum kusuru olabilir.
Aşağıda hamileliğin üç ayındaki gelişme süreci gözden geçirilmektedir. Hamileliğin süresini ölçmek için kullanılan iki yöntem gebelik yaşı ile döllenme yaşıdır.
Gebelik yaşı, gerçek döllenmeden yaklaşık 2 hafta önce olan, son adet döneminin ilk günü temel alınarak ölçülür. Dolayısıyla bu yöntemle hesaplanan bir hamilelik 280 gün (9,3 ay) kadardır. Döllenme yaşı döllenme zamanından itibaren ölçülür. 0 halde, bu yöntemle hesaplanan hamilelik süresi diğer yöntemle hesaplanan süreden 2 hafta kısadır.
Genellikle, doğum uzmanları ya da aile doktorları gebeliğin süresini gebelik yaşı temelinde hesaplamaktadırlar, bu nedenle bu kısımda da bu yöntem kullanılacaktır.
İlk Üç Ay:
Cenin gelişiminin ilk 3 ayı birçok açıdan en önemli dönemdir. Bu dönemde, vücudun bütün temel organları oluşur. Bu dönemin sonunda bebeğiniz en fazla 7,5 cm uzunluğunda ve 30 gramdan biraz daha ağırdır.
Sperm ile yumurtanın döllenmesinden rahimde yerleşmeye kadar geçen süre 5 ila 7 gündür. Yumurta rahimin derinlerinde yuvalandıktan sonra her gün boyutlarını iki katına çıkararak büyümeye başlar. Bu andan itibaren, plasenta oluşmaya başlar. Sonraki hafta, omuriliğin gelişmemiş hali ortaya çıkar ve birkaç gün içinde beş ila sekiz omur yerine yerleşir. Ayrıca, gözler ve kalp de oluşmaya başlar.
Döllenmeden sonraki üçüncü hafta içinde, embriyonik dönem başlar. Bundan önce, döllenme ürünlerine yumurta denir. Bu, beklenen bir adetin gerçekleşmediği zamandır. Bir gebelik testi yaptırırsanız, sonuç muhtemelen pozitif olacaktır.
Başlangıçta insan yavrusu bazı başka memelilerin gelişmekte olan yavrularına görünüş olarak benzer olduğu halde, sonraki birkaç hafta boyunca insanın bileşenleri gelişmeye başlar. Baş ve barsak sistemi oluşmaya başlar.
Altıncı haftanın sonunda beyin daha fark edilir hale gelir, kol ve bacak tomurcukları belirir. Daha sonra yumurta ya da testis haline gelecek hücreler ortaya çıkar.
Yedinci haftada, göğüs ve karın tamamen oluşur ve akciğerler gelişmeye başlar. Embriyon 1,5 cm den biraz daha uzundur ve 30 gramdan biraz daha fazla çekmektedir.
Bebeğinizin yüzü ve uzuvları gebeliğin sekizinci haftasında oluşur. Yumurtalık ya da testisin yanı sıra, el ve ayak parmakları da gelişmeye başlar. Embriyo erkekse, penisi bu dönemde belirmeye başlar.
Hamileliğin ikinci ayının sonunda, bebeğiniz minyatür boyutlarda bir insan yavrusuna benzer.
10. haftada, çeneler dışında bebeğinizin yüzü çok gelişmiştir. Kalbin dört odacığı vardır ve dakikada 120 ila 160 atmaktadır. Bu noktada, embriyo bir cenin olarak kabul edilir.
İlk üç ayın sonunda, ceninin başı bedeninin geri kalanıyla karşılaştırıldığında orantısız derecede büyüktür.
İkinci Üç Ay:
İkinci üç ay boyunca cenin gelişir ve önceki haftalarda oluşan organlar olgunlaşır.
13,5. haftada ceninin el tırnakları çok küçüktür. Üreme organları tamamen oluşmuştur ve cinsiyet bazı doğum öncesi testlerle belirlenebilir. Cenin tekme atabilir ve ayak parmaklarını oynatabilir. Ağız açılıp kapanabilir ve cenin kollarını kıvırma ve yumruk yapma kabiliyetine sahiptir.
Dördüncü ayın sonunda, kalp atışı stetoskopla dinlenebilir (başka özel aletler kalp atışını çok daha erken tespit edebilir). Ayrıca karnınızdaki yaşamın ilk belirtilerini hissedebilirsiniz. Ceninin cildi bu noktada hafif pembedir ve daha önce olduğundan daha az saydamdır. İnce tüyler tüm vücudu kaplar. İlk kirpikler ve kaşlar belirmeye başlar.
Bir ay sonra ceninin kafasında saç olabilir. Yağ tortuları kırışık derinin altında belirmeye başlar. Cenin şimdi 30 cm uzunluğundadır ve yarım kilodan biraz daha ağırdır. Bu sırada doğarsa, nefes almaya çalışacak ama muhtemelen hayatta kalamayacaktır.
Üçüncü Üç Ay:
Cenin en çok kiloyu gelişiminin son 13 haftasında alır. Gelişimin bu son aşamasının başlangıcında, fetüs yarım kilodan biraz daha fazla gelmektedir. Ortalama bir bebek 3 ay sonra 3,5 kilogram olarak doğar.
Gebeliğinizin 28. haftasında, bebeğiniz verniks denilen kalın beyaz bir koruyucu tabakayla kaplanır. Bebeğin gözleri açıktır ve bu sırada doğan bir bebek güçsüz bir şekilde bağırabilir ve kol ve bacaklarını hareket ettirebilir. Bu aşamada bir bebek yalnızca 1 kilo geldiği halde, bu aşamada doğan üç bebekten ikisi, önemli tıbbi sorunlar yaşayabildikleri halde, erken ve hasta doğan bebeklerin bakımındaki son ilerlemeler nedeniyle hayatta kalabilmektedirler.
Bir ay sonra erkek bebeğin testisleri skrotuma iner. Bebek artık 1 kilo yedi yüz elli gram gelmektedir. Bu bebeklerin büyük çoğunluğu uygun bakımla yaşama kabiliyetine sahiptirler.
Zamanında ya da annenin son adet döneminden 40 hafta sonra doğan bebekler daha dolgun bir bedene sahiptirler ve daha önce doğan bebeklerden daha az kırışıktırlar. Ten hala verniksle kaplı olabilir ya da olmayabilir. Omuzlarda ve kollarda hala hafif hafif tüyler bulunabilir, ama vücut tüylerinin çoğu yok olmuştur. Tırnaklar parmakları aşmış olabilir.
Bebek Gelişimi
Bebek Gelişim Evreleri
BEBEK GELİŞİMİ
1.AY
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| El ve ayaklarini refleks olarak oynatirGövdesinden tutularak yüzüstü kaldirilinca bas öne düser
Yüzüstü yatarken basini çok kisa bir süre kaldirabilir Havada ayaküstü tutulunca yürüme hareketleri yapar |
Parlak nesneleri izlerAçligini aglamakla belli eder | Kendisiyle konusulmasindan çok hoslanirIsitmesi iyidir, kuvvetli seslere tepki verir
Bol bol aglar |
Yakinlarinin göz ve ten temasindan hoslanir(Özellikle annesinin) |
| 2.AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Yüzüstü yatarken basini yerden 45 derece kaldirabilirKucaga alindiginda basini yaklasik 5 sn. dik tutabilir
Çingiraginin sapini tutabilir |
Parlak bir nesneyi 90 derece izlerGörsel uyarilari sever
Aciktigi zaman protesto aglamalari vardir |
Aglama disinda (agu, agu vb.) sesler çikarir | Görme alani içinde olan kisiyi gözleriyle izlerKendi kendne sesli güler
Annesi kendisi ile konustugu zaman hareketlerini azaltir ve o tarafa bakar |
| 3.AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Kucaga alindiginda ve yüzüstü yatirildiginda basini kaldirabilirElleriyle oynar
Çingiragini daha uzun süreli kavrayabilir |
Parlak bir nesneyi 180 derece izlerEl ve ayaklarini kesfeder | Kendine özgü sesler çikarirGülümser,memnuniyetini ifade eder | Annesini tanimaya baslarSosyal davranislar baslamistir
Yanina gelindiginde aglamayi keser Göz kontaktlari kurabilir |
| 4.AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Yakinindaki nesneleri yakalayabilirUzaktaki nesneleri yakalayabilmek için hamleler yapar
Otururken basini düsürmeden tutabilir |
Aynadaki görüntüsüne gülerSese dogru döner | Ses pedesini alçaltip yükselterek sesler çikarirKendi kendine konusmasi artar
Müzikten hoslanir |
Kendisiyle ilgilienilmesinden hoslanirYabancilamaz |
| 5.AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Uzaktaki nesneleri yakalayabilirEline verilen nesnelerle oynar
Yüzüstü yatarken sirtüstüne dönebilir |
Ismi söylendiginde bakarKendisiyle konusuldugunda aglamayi keser | Yüksek sesle gülerAnnesini veya süt sisesini görünce heyecan sesleri çikartir | Anne ve babasinin agiz hareketlerini izlerÇevreden gelen seslere ilgisi artar |
| 6-9 AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Destekle oturabilirSirtüstünden yüzüstüne dönebilir
Yüzüstü yatarken bacaklariyla vücuduna yön vererek ileriye veya geriye dogru sürünebilir Destekle ayakta durabilir Iki eline iki nesne alabilir |
Gözünün önünden kaybolan nesneyi birsüre beklerOyuncaklariyla uzun süreli oynayabilir
Oyuncaklarini inceleyip analiz eder |
Sesli harfleri sessiz harflerin arkasina yerlestirir(be-ba-bu)Sesleri ritimleri taklit eder | Aynadaki görüntüyü algilar, güler, sesler çikarir |
| 9-12 AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Yüzüstü durumdayken yardimsiz oturur duruma geçerTutunarak kalkar, yardimsiz oturamaz
Emekler Çimdikleyebilir Kendi kendine bisküvi yiyebilir, kasigi agzina götürebilir |
Buraya gel gibi bazi sözcükleri anlamaya baslarHerseye dokunarak kesfetmeye çalisir
Elindeki nesneyi istendiginde verir Tanidigi biri soruldugunda onu aramak için basini çevirir |
Heceler,dikkati çekmek için bagirirIsittigi sözcüklere benzer sesler çikarir | Oyuncagi yere firlatirEl sallar, bas-bas, gel-gel yapar
Ismini tanir Hayir sözcügnü anlar Yabancilari ayird eder Oyun oynamayi sever Mimik yapmaya baslar |
| 12-15 AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| YürüyebilirYürürken bir nesne tasiyabilir
Çorabini ayagindan çikarabilir Sapli nesneleri iter Karsilikli oturarak top yuvarlayabilir Emekleyerek basamak çikabilir Küçük nesneleri dar agizli bir kaba atar ve çikarir |
Saklanan nesneyi birden fazla yerde ararHatirlar
Özellikleri belirtildiginde birden çok nesneyi gösterebilir |
Toplam sekiz-on sözcük söylerIsteklerini cümle niteliginde tek sözcükle ifade eder | Giyinirken kolunu uzatirKendi kendine yiyecek alip yiyebilir
Kitaplara bakmayi sever Komik seylere güler |
| 15-18 AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Oyuncagi çekerek ileri geri yürürElinden tutarak basamak çikabilir
Yardimla giysilerini çikarabilir |
Iki üç küpü üstüste koyarak kule yaparKalem tutarak karalama yapar | Kendisiyle konusan birinin son sözünü tekrarlar10-20 Kelime söyleyebilir | Sözel oyunlar oynarEv islerini taklit eder |
| 18-24 AY | |||
| FIZIKSEL | MENTAL | KONUSMA | SOSYAL |
| Merdiven inip çikabilirKosabilir, ziplayabilir
Kapilari kapatabilir Topu karsisindakine havadan firlatabilir Kitap sayfalarini kontrollü olarak çevirebilir |
Sekilleri uygun deliklere yerlestirebilirIki farkli nesne arasindan istenileni seçebilir
Gösterilen resimdeki tanidik nesnenin adini söyler |
Iki sözcüklü ifadeler kullanabilirIlk kisa cümlelerini kurabilir
Zamir kullanir |
Karsilikli oyunlar oynar |
Aşı Tablosu
Hastalıkları aşı karşısındaki davranışları açısından, aşı ile önlenebilen ya da aşı ile önlenemeyen hastalıklar olarak iki grupta ele almak mümkündür.
Bilindiği gibi aşı, vücut hastalık etkeniyle temas etmeden , hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce uygulanarak vücutta bağışıklık oluşturan ve böylece hastalığı önleyen bir uygulamadır.
Çocuklara doğumu izleyen günlerde başlanarak sistemli olarak aşı uygulanması gerekir.
Tüm dünyada sistemli olarak aşı uygulanması sayesinde eski yıllarda çok sayıda insanda ölüm ve sakatlık nedeni olan çiçek hastalığı tümüyle ortadan kalkmıştır. Hastalık ortadan kalktığı için de artık aşılanmasına da gerek kalmamıştır.
Bilim dünyasının hedefi, aynı tür uygulama ile çocuk felci hastalığını (polio) da ortadan kaldırmaktır ve bu hedefe varılmasına da az kalmıştır.
Başka hastalıkların salgınları olmadığı taktirde bilim dünyasının önerdiği aşı programı aşağıdaki gibidir. Eğer bir salgın söz konusu olursa o hastalıkla ilgili aşı da ayrıca yapılır.
Sağlık Bakanlığı yayınladığı bir genelge ile aşı takviminde değişiklik yapıldığını bildirdi. Daha önce uygulanmakta olan aşı takviminden farklı olarak takvime Haemophilus İnfluenza tip b eklenmiş ve kızamık aşısı birinci dozu 12. aya alınmıştır. Diğer değişikliklerle birlikte aşı takviminin son hali şu şekildedir:
| doğumda | 2.ayın sonunda | 3.ayın sonunda | 4.ayın sonunda | 9.ayın sonunda | 12.ayın sonunda | 16-24.ay | İÖ 1.sınıfta | İÖ 8.sınıfta | |
| BCG | I | R | |||||||
| DBT | I | II | III | R | |||||
| Td | * | * | |||||||
| Hib | I | II | III | R | |||||
| OPV | I | II | III | R | R | ||||
| KKK (kızamık) | I | R | |||||||
| Hepatit B | I | II | III | I-II-III |
Hepatit B aşısı: 1998 yılında başlatıldı, 1998 doğumlu çocuklar ilköğretim 2.sınıfta, bu yıl (kohortun tamamlanması amacıyla) İlköğretim 8.sınıf öğrencilerine HB aşısı: 0-1-4.aylar şeklinde uygulanacak (ilk ve son dozlar arasında en az 4 ay olacak)
Kızamık aşısı: 12.ayı doldurduktan sonra uygulanacak,
BCG aşısı sulandırıldıktan sonra 6 saat içinde kullanılacak.
Hib: Haemophilus İnfluenza tip b
Bulaşıcı Hastalıklar
- Kolera Kolera nedir ? Genellikle dışkı ile mikroplanmış suların getirdiği ve bağırsakları etkileyen bir hastalıktır. Bu hastalığa nerelerde rastlanılır ? Çoğunlukla Afrika’da Asya’da ve burada da genellikle Hindistan ve Doğu Pakistan’da. Koleranın belirtileri nedir ? Ciddî ishaller, pirinç tanesini andıran dışkılar ve bunların peşinden gelen büyük ölçüde su kaybı. Bu hastalık ne derecede ciddîdir ? Ölüm oranı % 30 ile 60 arasındadır. Damardan verilen sıvılarla tedavi metotları hastanın iyileşme umutlarını…
- Echo virüsü ECHO virüsü hastalığı nedir ? Bağırsaklar, solunum yolu ve sinir sistemine etkisi olan bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Bazen gelişmiş insinlarda görülmekteyse de çoğunlukla çocuklarda rastlanmaktadır. Çok kez salgın hal almaktadır. ECHO virüsü hastalığının belirtileri ve gelişmesi nedir ? Ateş, baş ağrısı, boyun ve sırtta sancı ve katılık (eğrilmezlik) kusma, boğaz ağrıları, karın krampları ve ishal. Kendi kendiliğine gelen hastalık kendi kendiliğinden de üç ile beş…
- Antraks Antraks nedir ve nasıl gelişir ? Antraks basilleri yoluyla çok bulaşıcı bir hayvan hastalığı olup insanlara doğrudan doğruya veya vasıtalı şekilde bulaşabilir. Genellikle keçilerde, koyunlarda, atlarda ve domuzlarda olur. Böylece, bu gibi hayvanlarla temasları olan insanların bu hastalığa tutulma oranları daha fazla olur. Antraks insanlarda nasıl gelişir ? Yukarıda adı geçen hayvanlarla günlük temasları olan insanların ellerinde çizik, yara bere olursa antraks mikrobu buralardan insanın…
- Tetanos Tetanos nedir ve nasıl meydana gelir ? Kas kasılmaları ve izpazmozlar meydana getiren akut bir enfeksiyondan ileri gelen bir/hastalıktır. Çene kaslarının kilitlenmesinden bazen bu hastalığa çene kilitlenmesi de denir. Hastalık aşırı soğuk ve aşırı sıcakta yıllarca süreyle yaşayabilen bir basilden ileri gelmektedir. Bu basil hareketsiz «sporlar» meydana getirmekte ve bunlar insan vücuduna girdikten sonra canlanmaktadırlar. Tetanos insana nasıl bulaşır ? Bu mikrop dünyanın her tarafında,…
- Kuduz Kuduz nedir ve nasıl bulaşır ? Kuduz sinir sistemini etkileyen ve çoğunlukla kedi ve köpeklerde olan akut bulaşıcı bir hastalıktır. Virüs hasta olan hayvanın tükürüğünde bulunmaktadır ve başka bir hayvanı veya bir insanı ısırdığı takdirde hastalık, ısırdığı hayvan veya insana bulaşmaktadır. Hastalığın oluşma süresi ne kadardır ? Genellikle iki hafta kadar. Ancak bazı nadir vakalarda kuduz, bir hayvan tarafından ısırıldıktan iki yıl kadar geç bir…





- Enfeksiyöz mononükleoz Enfeksiyöz mononükleoz nedir ? Muhtemelen bir virüsten ileri gelen bir enfeksiyon hastalığıdır. Çok kez çocuklarda, erginliğe varanlarda, okullarda, kollejlerde ve başka topluluklarda meydana gelen hafif epidemik bir hastalık halinde de görülebilinir. Bu hastalık nasıl bulaşmaktadır ? Muhtemelen havadan gelen bir damlacık enfeksiyonudur. Enfeksiyöz mononükleozun gelişme süresi ne kadardır ? Beş günle iki hafta bir süre içerisinde gelişebilir. Enfeksiyöz mononükleozun belirtileri nelerdir ? Ateş, baş ağrısı, vücudun çeşitli kesimlerinde rahatsızlıklar…
- Cüzzam Cüzzam neden ileri gelir ? Hansen basili diye adlandırılmış olan bir mikroptan ileri gelir. Cüzzam çok bulaşıcı mıdır ? Hayır. Cüzzam çok az bulaşıcı bir hastalıktır ve nasıl bulaştığı da kesin olarak bilinmemektedir. Cüzzamın belirtileri nelerdir ? Deri kalmlaşabilir ve deride yumrulara rastlanılabilinir. Saçların dökülmesi, kemiklerde ve eklemlerde meydana gelen şekil bozuklukları sinirlere tesirinden vücudun bazı yerlerinde his eksikliği, cüzzamın belirtileri arasında gelmektedir. Cüzzamdan iyileşme imkânları var mıdır…
- Veba Veba nedir ? Eski zamanlarda ve Ortaçağ’da, Avrupa’da ve Asya’da feci salgınlar halinde gelmiş olan çok vahim bir hastalıktır. O zamanlarda bu hastalık «Kara Ölüm» olarak tanınmaktaydı. Son büyük veba salgını 1900′de Hindistan’da olmuştu. Veba günümüzde yaygın bir hastalık mıdır ? Hayır. Vebanın ortadan kaldırılması için girişilen geniş çaptaki mücadelelerden sonra büyük salgınlara rastlanmamıştır. Veba nasıl bulaşır ? Vebayı getiren bakteriler fareler üzerindeki pirelerde bulunur. Bu hastalığı…
- Bruelloz Bruselloz yalnız insanlarda rastlanan bir hastalık mıdır ? Hayır. Hayvanları etkiler, özellikle büyükbaş hayvanları, domuzlan ve keçileri. Brusella olarak adlandırılan bir mikropla gelir. İnsanlara bu hastalanmış hayvanların sütüyle, bu hayvanlarla ve bunların dışkılarına temasla gelir. Bruselloz insandan insana bulaşır mı ? Hayır. Bruselloza yakalanma ihtimalleri olanlar kimlerdir ? Bu hastalığa genellikle veterinerlerde, et ambalajcılarında, kasaplarda, süt hayvanı yetiştiricilerinde ve büyükbaş hayvan besleyenlerde rastlanmaktadır. Brusellezun belirtileri nelerdir ? Yüksek ateş,…
- Tularemi Tularemî nedir ve nasıl bulaşır ? Bir basil ile bulaşarak gelen akut bir hastalık olup belirtileri deride yara veya ülserlerin meydana gelmesidir. Hastalık tifo nöbetine benzerliği olan yüksek ateşle gelmektedir. Yabanî hayvanlarda özellikle tavşanlarda görülen bir hastalıktır. Kan emen haşereler tarafından etrafa bulaşmaktadır. Son on yıl içerisinde bu hastalığa tetanostan fazla rastlanmıştır. İnsanlar bu hastalığa nasıl yakalanır ? Bu hastalık genellikle avcılarda, tavşan derisi veya…





- Sarı humma – dang – afrika humması – bulaşıcı veya salgın sarılık Sarı humma Sarı humma nedir ve nasıl bulaşır ? Bu bir virüsün getirdiği hastalıktır. Bulaşması, daha önceden bu hastalıklı olan bir kişiyi sokmuş olup mikrobu taşıyan bir sivrisineğin dişisi (aedes aegypti) tarafından sokulmakla alınmaktadır. Günümüzde bu hastalık neden hâlâ önemli sayılmaktadır ? Çünkü sarı hummanın hâlâ görüldüğü yerlerden uçak yolcuları geçmektedir. Bu enfeksiyonun bulunduğa mıntıkadan tek bir vakanın bile gelmesini önlemek büyük önem taşımaktadır. Bu bulaşıcı…
- Sıtma Sıtma nedir ? Dört tip parazitten biriyle gelen bulaşıcı bir hastalıktır. Mikrobu taşıyan bir sivrisineğin ısırmasıyla veya sıtmalı birinden kan nakli yapılmasıyla gelmektedir. Sıtmanın teşhisi nasıl yapılır ? Hastanın kan hücrelerinde bir sıtma parazitinin bulunmasıyla. Sıtmalı bir bölgede bulunmuş olan kişide periyodik titremeler ve ateş yükselmesi görüldüğü zamanlar bu hastalıktan şüphe edilmelidir. Sıtmayı önleyici bir aşı var mıdır ? Hayır. Bu hastalık nasıl önlenebilir ? Sivrisineklerin üremesi için yararlı…
- Tifo Tifo nedir ve bu hastalığa nasıl yakalanılır ? Tifo, tifo basillerinin meydana getirdiği genel bir hastalıktır. Mikroplanmış gıda maddelerinden, süt ve sudan bulaşır (genellikle bulaşık pisliği veya suların bulaşmasıyla). Sinekler yoluyla de yayılabilmekte olan bu hastalık, aynı zamanda enfekte olan bir maddeyle yapılacak temasla da bulaşabilmektedir. «Tifo taşıyıcısı (portör)» ne demektir ? «Tifo taşıyıcısı» bu hastalığı bir kez çeken, tamamen iyileşmiş olan, fakat canlı mikropları…
- Bulaşıcı ve virüs hastalıklarının nedenleri Bulaşıcı hastalıkların sebepleri nedir ve bunların her birinden örnekler ? a. Bakteriler (tifo, zatürree vb.). b. Protozoa (amipli dizanteri, sıtma). c. Rickettsia (tifüs, rocky mountain lekeli nöbet). d. Virüs (enflüanza, çiçek hastalığı, kızamık). e. Mantarlar (dezidroz, blastomikoz). Bakteri ile virüs arasındaki fark nedir ? Bakteriler normal bir mikroskop altında görülebilir. Virüsler ise, çok ufak olduklarından, ancak çok kudretli olan bir elektron mikroskopu altında görülebilmektedirler. Bakteriler…












